61, BİTyeniği VAR..!

608
0
Paylaş:

Futbol ile ilgim her Türk gencine aşılandığı gibi erken yaşlarımda başlar. Geçmiş yıllarda; Sen neymişsin be Futbol ve Ayakların Lisanı, başlıklı iki futbol yazısı yazmıştık.

1991 yılında Yöneticiliğini yaptığım Sakarya Spor delegesi olarak ilk özerk futbol Federasyonu kongresine katıldım. Gördüğüm tabloyu ve orada kürsüde ettiğim bir utanç sözünün aldığı alkışları da sizinle paylaşayım; dediğim oydu ki; “ Ey futbol delegeleri sizleri tebrik ederim, kıvırmada, laf çalımında, söz yemede, yalanda, siyaset pazarının delegelerini gölgede bıraktınız”. Trabzonspor’un o günkü delegeleri de bu kıvırma operasyonun içindeydi. Mehmet Ali Yılmaz bakanın adeta emir, demir yaptığı kongre ile Türkiye tam bir İngiliz Adidas müstemlekesine yakışır şekilde o aileye teslim edildi, ayanlar olmadı mı oldu önce Kemal Zorlu sonra Haluk Ulusoy muhalif oldular ama futbol zaten başka bir şeydi. Lozan’ın yazılmayan talimatlarından birisiydi, çok geç anladık. Rahmetli Aytunç Altındal’ı hasta iken ziyarete gittiğimiz Lozan da ne olup ne olmadığını anlamıştık, Lord Curzon’un futbolu teşvik edeceksiniz sözünün altındaki fikir işgalini bellemiştik. General Franko’nun ben İspanya’yı Futbol, Fiesta, Faşing ile yani 3F ile yönetim sözü altındaki herzeleri daha iyi anlamıştık ama iş, işten geçmişti.

Bu tür medeniyete ithal alışkanlıklardan rücu etmek kolay mıdır?…

Futbol bize ait olmayan bir İngiliz kültürü, her yanımıza işlemişler, hayatımızın ayrılmaz bir sosyal boyutu olmuş boş ve boşa harcanmış zamanların meşgalesi edilmiş futbol. Vilayetler arası husumetleri düşünün; Sivas, Kayseri-Düzce, Sakarya. Büyük oyunun küçük dolmalarıdır.

İngiliz Emperyalizmi kuralını koymadığı hiçbir işte yoktur. Allem eder, kallem eder kuralı koyar, parayı da alır. Bizden ne alacak diye sorabilirsiniz? Meşhur spor giysileri ve ayakkabı vs. üreten ve satan tröstlerin cirolarını bir düşünün, dünya Tv’lerini, gazetelerin arka üç, beş sayfalarını bir düşünün, tek sporu yazan, oynayan, oynatan, yöneten, anlatan, yorumlayan olarak yolunu bulanların laf kalabalıkları arkasında götürdükleri 1 milyar Euro/ yıl Türkiye Futbol sektörü bütçesini bir düşünün.

Olmaz ya; varsayalım oldu; Birisi düdük çaldı, ya da kırmızı kart çıkardı Türk’lerin aklı başına geldi ve Futbol Endüstrisine verdikleri 1 milyar Euro’yu artık kuralları, kıspeti, zembili, yağı, cazgırı, hakemi kendine ait olan Ata sporu güreşe yatıracağını seslendirse; hayal edelim 5 yılda dünyanın tüm güreş kupa ve birinciliklerini alacak bir güreşenler ordusu kurarız. Okçuluğa harcasak ha keza ama yaptırmazlar haşa ilahlar ihtilal yaptırır. Petrolün fiyatının ödeneceği para biriminden önemli bir iştir.

Bu hafta oynanan Galatasaray- Trabzonspor maçında İngiliz’in koyduğu kurallar ile sahada kararları tartışılmayan (niye? Kraliçe adına görev yapıyor.) hakem Deniz Ateş BİTnel’e oyuncu Salih Dursun’un kırmızı kart göstermesi ile şapka düşmüş, kel görünmüştür. Dünya üzerinde Toto, Loto, müşterek bahis, şike hep bu sektörün müzmin ve kronik rahatsızlıklarıdır. İstediğiniz kadar idealist olun, namus abidesi olun bu sektör adamı bozar, vatan satmayı teklif etmeden önce maç satmayı teklif ederler adama. Muharrem Usta hangi İKLİMİ sorguluyor, yazımı, kışımı. Böyle dik konuşursa yakında onu da alaşağı ederler, ya da ehilleştirirler.

Türkiye ve Türk insanı vesayetli Demokrasiden de, Vasisi İngiliz olan Futbol rezaletinden de kurtulmasını İnşallah bilecektir.

Trabzonlular bilsinler ki 1991 de ilk özerk genel kurulda milli tavır alamadıklarının cezasını daha uzun yılları çekeceklerdir.

Gladyatör dövüşleri ve hipodromu Roma’nındır,

Boğa güreşi ve Arenası İspanya’nındır,

Futbol ve Stadı İngiliz’indir.

Er meydanı ise benim ama erleri rahmetli olmuş…

 

Yalçın Koçak

http://yalcinkocak.com/

Paylaş:

Yorum Yaz