BATININ TÜRKLERE ÜÇ BÜYÜK OPERASYONU

264
0
Paylaş:

 

Batı, bir mananın adıdır ve bu yönüyle hem zihniyet hem de kültür açısından vahşidir. Yaptıklarına baktığımızda insanlıktan nasibini almamıştır ve bu yönüyle tarihin en büyük günahıdır.

Çağdaş ve gelişmişlik maskesinin arkasına saklanan Batı, yaşadığımız son iki asrı, bir dünya savaşları dönemi yapmış ve milyonlarca insanın katledilmesine sebep olmuştur.

Bugün Batı’dan gelenler ne ilim ne insaniyet ne de özgürlük temeli üzerine kurulmuştur. Aksine Necip Fazıl’ın tespitiyle Batı bugün, “ezeli ve ebedi iman, irade, ahlak, nizam, gençlik, huzur ve şevk kıymetleri” yerine, “şüphe, uyuşukluk, hile, karışıklık, ihtiyarlık, rahatsızlık ve kasvet” afetlerinin içinde çırpınmaktadır.

Batı, keşfettiği makine ve alete vereceği bir ruhi nizam, ahlak ve iman kutbundan mahrumdur. Avrupa’nın bu zaafı dünyanın makinenin hâkimiyeti altına girmesiyle sonuçlanmıştır ve insanlık kaybolan ‘ruh müeyyidesini’ aramaktadır. Bu anlamda Yunan aklı, Roma nizamı ve Hıristiyanlık ahlak ve hassasiyetinin birleşmesi ile şekillenen Batı, insanlığa felaketten başka bir şey getirmemiştir.

Batı, azgın bir medeniyet olan Yunan ile Romanın gayri meşru çocuğudur ve insana biçtiği medeniyet elbisesi hiçbir zaman ona uymamıştır. Çünkü medeniyet maddeyle değil insanla alakalı bir gerçektir. Hâkim olan Batı Medeniyeti’nin insanlığa fayda vermediği artık gizlenemiyor. Medya, alışveriş, kariyer gibi araçlarla insanlığı uyutan Batı Medeniyeti’nin dünyaya açlık, yoksulluk, adaletsizlik, kan ve gözyaşından başka bir şey getirmediği gün yüzüne çıkıyor.

Batının tarihi kanla, gözyaşıyla ve insanlığa ihanetle doludur.

Batı, Türk insanına da hep düşman olmuştur ve bu düşmanlığının altında Hıristiyan inancı yatmaktadır.

Haçlı savaşları ile başlatılan bu düşmanlık henüz bitmemiş ve günümüzde de devam etmektedir.

Bu anlamda Batı özellikle son yüz yıl içinde Türklere yönelik yaptığı üç büyük operasyon ile adeta bütün yetişmiş insanlarını yok etmiş, geriye ülke için artı değer üretecek bir nesil bırakmamıştır.

Batının son yüzyılda Türk milletine yaptığı operasyonların başında Çanakkale gelir. İkincisi bir kısım darbe heveslisi generalin taşeron olarak kullanıldığı 12 Eylül ve üçüncü olarak da yine FETÖ/PDY isimli şer şebekesinin maşa olarak kullanıldığı 15 Temmuz darbe kalkışmasıdır.

Batı bu üç dönemde ülkemiz adına ne kadar artı değer üretecek insanımız varsa kırmış, yok etmiş ve amacına kavuşmuştur.

Çanakkale Harbi, fiilen 3 Kasım 1914 tarihinde başlayıp 9 Ocak 1916 tarihinde İtilaf Devletleri’nin çekilmesiyle sona ermiş, çarpışmalar toplam 8,5 ay boyunca devam etmiştir. Gayr-i resmi rakamlara göre Çanakkale’de 253 bin insanımız şehit olmuştur. Bu şehitler içinde nice yetişmiş nesillerimiz de mevcuttur. Öyle ki İstanbul Tıp Fakültesi 1921’de hiç mezun vermemiş ve bütün öğrencileriyle birlikte şehit düşmüşlerdir. 15 yaşındaki nice delikanlılar vatanı, namusu, milli ve manevi değerleri için cepheye koşmuş ve şehitlikle tanışmıştır.

Çanakkale bu anlamda batının yetişmiş nesillerimizi yok edilme projesidir ve ülkemiz için çok şeyler yapabilecek yaştaki insanlarımız bu savaşta şehit düşmüştür.

Batının Türklere yaptığı operasyonların ikincisi 1960’lı yıllarda darbelerle başlamış ve nihayet 12 Eylül 1980 tarihinde çalınan bir düdükle yine nesillerimiz yok edilmiştir. Ülke için başta canı olmak üzere her şeyini feda edebilecek Türk gençleri “Sağ-Sol”, “Ülkücü-Komünist”, “Alevi-Sünni” gibi kamplara bölünerek adına benim “Yitik nesil” dediğim bir nesil yok edilmiştir.

Batının Türk insanına yaptığı ikinci büyük operasyon olan 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında 650.000 kişi gözaltına alınmış, on binlerce yetişmiş insan mesleğinden kovulmuş, milyonlarca insan fişlenmiş ve yüz binlerce insan mahkemelerde yıllarca süründürülmüştür.

Bu alçakça darbe sırasında 517 kişiye idam cezası verilmiş ve bunlardan 9’u Ülkücü, 17’si solcu 50 kişi asılarak idam edilmiştir. 12 Eylül’ü kotaran alçak generaller “bir sağdan, bir soldan idam ettik” diyerek suçluları değil, tam bir batı projesi olduklarını itiraf etmişlerdir. Zaten o dönemlerde ABD Başkanı olan zat, “Merak etmeyin bizim çocuklar kazandı.” Diyerek darbenin arkasında olduklarını ağızlarından kusmuşlardır. 

Batının Türk milletine yaptığı ve adeta yetişmiş yüz binlerce insanın tırpan gibi biçildiği bir dönemde FETÖ/PDY isimli ihanet şebekesinin taşeron olarak kullanıldığı 15 Temmuz alçak darbe girişimi olmuştur. Bu alçak darbe girişimi sırasında 249 insanımız şehit edilmiş ve 2200 insanımız yaralanmıştır.

15 Temmuz ihanet hareketinin en büyük zararı yine bu ülkenin ekmeğiyle büyümüş yetişmiş nesillerimize olmuştur. FETÖ/PDY denilen şeytanlaşmış ihanet şebekesi bizim insanımızın paralarını toplayıp, bizim en zeki çocuklarımızı devşirip yine bize karşı kullanmıştır. Bu ihanet şebekesine dâhil olan 120 bine yakın bu ülkenin kurumlarında yetişmiş insan devlet kademelerinden uzaklaştırılmıştır. Bunların hemen ekseriyeti maalesef bu ülke insanlarının içinden seçilmiş en zeki çocuklardı.

Bilhassa eğitim, Üniversiteler, emniyet, yargı ve daha birçok devlet kurumunda on binlerce insan mesleğinden uzaklaştırılmıştır. Bu insanlar kolay yetişmemiştir. Bir generalin, bir Profesörün, bir hâkimin yetişmesi bu ülkeye nelere mal olduğunu anlatmaya bile gerek yoktur. Bunca yetişmiş insan ülkelerine hizmet edecekken devşirilerek bir ihanet şebekesine dönüştürülmesi sonucunda Batı yine başarılı olmuş ve yüz binlerce insanımızın yok edilmesini sebep olan operasyonunu gerçekleştirmiştir.

Devlet kademelerinden açığa alınan ve atılan yetişmiş insan sayısı: son rakamlara göre şöyle: “48.500 Akademisyen ve öğretmen, 22.000 polis, 17.500 sağlık ve çalışanı ve İçişleri personeli, 11 bin ordu mensubu, 7.300 Hâkim, Savcı ve mübaşir, 2.380 spor adamı, 2.00 civarında bankacılık ve finans sektörü, 400 basın mensubu, 300 civarında Başbakanlık mensubu, 250 civarında Vali ve Kaymakam, 100 istihbarat elemanı ve üç bin kişi civarında değişik meslekler. Bunlardan 45 bine yakını tutuklanmış ve binlercesi de yurt dışına kaçmıştır. İşin ilginç yani, 15 Temmuz ihanet planında taşeron olarak kullanılan FETÖ/PDY isimli şer şebekesinin ihanet kısmı yurt dışına kaçmış/kaçırılmış, ticaret kısmına teğet olarak dokunulmuş, fakat en büyük operasyon maalesef ülkeden kaçmayan/kaçamayan ibadet kısmına yapılmıştır. Darbenin siyasi ayağına ise hiç dokunulmamıştır. Bu bir paradoks olarak ortada durmaktadır.

Yukarıdan beri özetleyerek anlatmaya çalıştığı üç dönemde de (Çanakkale, 12 Eylül 1980 ve 15 Temmuz 2016) Batı Türk milletine çok büyük bir operasyon çekmiş ve ülkesi için artı değer üretebilecek insanlarını yok etmiştir. Nesilleri yok etmiştir.

Ülkemizin 253 bin insanımızı kaybettiğimiz Çanakkale ve 650 bin insanımızın derdest edildiği 12 Eylül 1980 darbe sonrası toparlanması nasıl çok zor olmuşsa; yüz binlerce insanımızın harcandığı 15 Temmuz 2016 alçak darbe girişimi sonrasında da toparlanmamız çok zor olacaktır. Bu travmanın atlatılmasının yıllarca süreceği açıktır.

Batı bize son yüz yıl içinde yaptığı üç büyük operasyonla üç kez nesillerimizi yok etmiştir. Belki de bu operasyonlar yapılmayıp, nesillerimiz yok edilmeseydi bu ülke bugün dünyanın en gelişmiş ülkeleri içinde yer alacaktı.

Artık millet olarak uyanıp, batının bize bu tür yeni operasyonlar çekmesine engel olma vakti gelmiştir.

Paylaş:

Yorum Yaz