BU MÜCADELEYLE FETÖ’YÜ YENEBİLİR MİYİZ?

341
0
Paylaş:

Temeli bir fikri yapı veya inanca dayalı bir sistemi yok etmek için en önemli esas ondan daha güçlü bir fikri sistem veya inanç gerekir.

Tarih bunun örnekleriyle doludur. Nice sapık fikirler piyasaya çıkınca taraftar bulmuş; ancak bu sapık fikirlerin yok edilmesi ondan daha güçlü fikir hareketleriyle mümkün olmuştur.

Bunun en çarpıcı örneğini İmam Rabbani’nin Ekber Şah’a karşı yürüttüğü mücadelesinde görüyoruz.

Ekber Şah ve oğlu Cihangir Şah, Hindistan’da İslâm’a karşı tahrif ve yeni bir din oluşturma çabasına girişmiş; ancak böyle bir girişimi İmam Rabbani yetiştirdiği talebeleri Hindistan’ın değişik bölgelerine göndererek halkı irşat ederek yok etmiştir.

Ülkemizde kırk yıldır milletin himmetleriyle kurduğu sistemde milletin en zeki çocuklarını devşirip, “Allah ile aldatarak” “İslami” bir temel üzerine kurulan FETÖ/PDY isimli örgüt belli güce erişince bunu devlete ve millete karşı kullanmış ve hala da kullanmaya devam etmektedir. 15 Temmuz’da kanlı bir darbe girişimine kadar vardırılan bu girişime karşı yapılacak mücadelenin hangi alanlarda örgütlenmişse o alanlara yönelik yapılması elzemdir.

FETÖ/PDY isimli şeytani örgüt ilk dönemler güya Kur’an ve Sünnet eksenli bir hareketmiş gibi kendini lanse etmiş, ancak belli bir kıvama gelince mücadelesini “Hedefe gitmede her yolu meşru gören” makyavelist bir çizgiye taşımıştır. Bunu yaparken çok ustaca manevralar yapmış, milleti kandırmak için kullanmadığı kutsal bırakmamıştır.

FETÖ/PDY örgütlenirken inanç, kültür, eğitim, ekonomi, asker, yargı, sivil ve benzeri hemen her alanda faaliyetlerini sürdürmüş ve bu alanlara göre stratejiler geliştirmiştir. Bu anlamda FETÖ/PDY isimli şeytani örgüt tam anlamıyla bir “Takiyye” taktiği uygulamış; girdiği her kaba göre şekillenen bir hale bürünmüştür. Bu açıdan FETÖ/PDY isimli şeytani örgütü tarif ederken kullanılan “BUKALEMOON” ismi tam da oturmuştur.

Kırk yıldır akla hayale gelmedik şekillerde örgütlenen FETÖ/PDY isimli şeytani yapıyı yenmek için en az onun kadar çalışmanın gereğini anlatmak bile fazlalıktır. Böyle bir yapıyı yok etmek için ondan daha güçlü bir şekilde inanç, kültür, eğitim, ekonomi, asker, yargı, sivil ve benzeri alanlarda teşkilatlanmak gerekir. Aksi halde sadece polisiye ve yargı yönüyle yapılacak mücadele son iki buçuk senedir görüldüğü gibi kısmi kalacak ve mücadele istenen neticeye varamayacaktır.

Düşmanı küçük görme gafletine düşmemek gerekir. FETÖ/PDY isimli şeytani örgüt sadece Türkiye’de değil, özellikle son 25 senedir bütün dünyada sistemli bir örgütlenmeye gitmiş, çoğu ülkede ciddi biçimde kurumsallaşmıştır. Sadece Türkiye içinde yapılan polisiye ve yargı yoluyla yapılan mücadele böyle bir örgütün ancak sakalını tıraş etme anlamına gelir.

Bu yapının İslam’a ve vatanımıza zarar vereceğini 17 senedir yüksek sesle haykırmama rağmen kulak verilmemiştir. 7 Şubat ve 17/25 Aralık tarihlerinde bu yapı gerçek yüzünü göstermeye başlamasına rağmen iktidar yeterli mücadeleyi yapmamış ve sonunda 15 Temmuz gibi bir sonuçla karşı karşıya kalınmıştır. 15 Temmuz’dan iki sene öncesi yeterli tedbirler alınsaydı böyle bir sonucun çıkmayacağı açıktır ve bunu birçok zeminde dile getirmemize rağmen dinlenilmemiştir.

Artık mızrak çuvala sığmamaktadır. FETÖ/PDY isimli şeytani örgüt yaptığı bunca ihanete rağmen yurt içi ve yurt dışında elindeki bütün argümanları kullanarak mücadelesine ara vermeden devam etmektedir. Bu şeytani yapıya karşı yapılan mücadelenin yeterli olmadığı da açıktır. Çünkü baştan beri değindiğim gibi mücadele maalesef sadece polis ve yargı ayağıyla yapılmaktadır. Medya ayağında sürdürülen mücadele ise “dostlar alışverişte görsün” nevinden bir gösteriye dönüşmüştür.

Artık millet uyanmıştır ve bu şeytani yapıyla mücadele etmenin gerektiğine inanmaktadır. Milletimizin bu yapıyla mücadelede elinden geleni yaptığına inanıyorum.

Ancak hükümetimizin, Diyanet teşkilatının, üniversitelerin, âlimlerin, fikir adamlarının, yayıncıların, yazarların, siyasi partilerin bu yapıya karşı hakkıyla mücadele ettiğini söylemek hakka karşı haksızlık olur.

Mesela Diyanet teşkilatı aradan geçen bunca zamana kadar hala FETÖ/PDY isimli şeytani örgütün İslami sapmalarını, Allah ile nasıl aldattıklarını ve dini nasıl tahrif ettiklerini ortaya koyan bir eser yayınlayamamıştır. Bunun sebepleri altında elbette FETÖ/PDY isimli şeytani örgütün Diyanet’teki derin yapılanmasının tesiri büyüktür.

Yine mesela 15 yıldır iktidarda olan Ak Parti’nin FETÖ/PDY isimli şeytani örgüte karşı topyekûn bir mücadele vermediği açıktır. Bunda da tıpkı Diyanet’teki gibi derin yapılanmanın etkisini görmemek mümkün değildir. Ak parti kendi içindeki AKFETÖCÜLERİ temizlemediği müddetçe bu yapıyla ciddi biçimde mücadele edemeyeceği açıktır. Ak Parti’nin şimdiye kadar il, ilçe ve belediyelerinin bu anlamda (istisnaları saymazsak) ciddi bir mücadele vermediğini görüyoruz.

Devletimiz/hükümetimiz de FETÖ/PDY isimli şeytani örgüte karşı mücadele edenlere hakkıyla sahip çıkmamıştır. Özellikle yıllarca FETÖ/PDY isimli şeytani örgütte üst düzey yöneticilik yapan benimde içlerinde bulunduğum bir elin parmaklarını geçmeyen insanlara gereken desteği vermemiştir.

Devletimizin/hükümetimizin yaptığı polis ve yargı temelli mücadelede yapılan bazı hatalar birçok mağdurun ortaya çıkmasına sebep olmuş; bu durumu FETÖ/PDY isimli karanlık örgüt kendi lehine her alanda kullanmaya başlamıştır. Devletimiz/hükümetimiz bu şer yapıyla mücadele ederken onun eline koz verecek her türlü mağduriyetin önüne geçmeli; kılı kırk yararak bir kişi dahi olsa mağdur etmemelidir.

Gelinen noktada FETÖ/PDY isimli şeytani örgütü yenebilmenin şartları bellidir.

Topyekûn devlet, millet ve hükümet olarak inanç, kültür, eğitim, ekonomi, asker, yargı, sivil ve benzeri hemen her alanda ülke içinde yeniden bir seferberlik başlatmak;

Uluslararası istihbarat örgütlerinin taşeronu haline gelen bu şeytani yapıya karşı mevcut seferberliği, yurt dışında da ehil kimseler vasıtasıyla yürütmek;

Acilen ehil kimselerden oluşacak bir “FETÖ İLE MÜCADELE ÜST KURULU” kurulmalı; bu yapıya özellikle yapı içinde yıllarını geçirenlerden ayrı bir birim kurularak yeni bir mücadele stratejisi geliştirmek..

Milletimiz/Devletimiz/hükümetimiz de FETÖ/PDY isimli şeytani örgütü yok etmek istiyorsa bundan başka yolu yoktur. Aksi halde başta Cumhurbaşkanı olmak üzere parmakla sayılacak insanlar tarafından yapılan bu mücadele akim kalacak ve Devletimiz/hükümetimiz de FETÖ/PDY isimli şeytani örgütün geri gelmesine kimse engel olamayacaktır. Bu bir öngörü değil, aksine örgütü iyi tanıyan, 17 yıldır bu yapıyla ölümüne mücadele eden ve 17/25 Aralık sonrası bu yapıyı TV ve gazetelerde ilk olarak deşifre yapan ve “Gülen’in Ağlattığı Müslümanlar” ile “Darbelerin Efendisi HOCIA” isimli iki kitap kaleme alan biri olarak tecrübelerimin yansımasıdır.

Dinleyip dinlememek size kalmış diyemiyorum. Bunu vatanını, milletini, devletini seven herkes dinlemeli ve gereğini yapmalıdır. Yoksa gelecekte vazifesini hakkıyla yapmayanları tarih hiçte iyi anmayacaktır.

Vesselam..

Paylaş:

Yorum Yaz