BYLOKC MİT OPERASYONU MU?

334
0
Paylaş:

(Birazda ben komplo teorisi üreteyim.)
Komplo teorilerini hiç sevmezdim ama 15 Temmuz sonrası yaşadığımız olaylar artık benimde bundan sonra komplo teorileri yazmam gerektiğini şart kıldı.
15 Temmuz darbesinin yapılacağını yıllar öncesinden tahmin ediyordum. 17/25 Aralık sonrası ise elimde birçok delil vardı. Çünkü 40 yıllık çalışması sonucu FETÖ büyük güç elde etmişti ve bunu mutlaka devleti tamamıyla ele geçirmek için kullanacağına emindim.
Tam bir güç ve iktidar hastası olan FETÖ daha genç yaşlarında ileride darbe yapmayı göze aldığını açıklamıştı. Ortaokul 2. Sınıftan zeki bir genci alıp, en gizli taktiklerle yetiştirip general yapmayı hedefleyen birinden bundan başka bir şey beklemek de elbette safdillik olur.
FETÖnün darbe yapacağını düşünmeyen, bunun için tedbir almayan devlet yetkilileri, MİT, TSK, vs.vs devlet kurumları bence çok saftır. Çünkü FETÖnün bir darbe yapacağını öngörememişlerdir!
Şimdi devletçilerimiz kızar. Onun için cümleyi değiştireyim: Acaba öngörememişler mi?
Sayın C. Başkanının ve başbakanın “Darbeyi eniştemden duydum”, “Darbeyi eşten dosttan duydum” şeklindeki açıklamalarına baktığımızda öngöremedikleri açığa çıkıyor. Ama işin ayağının hiçte öyle olmadığını düşünüyorum.
İşte zurnanın zırt dediği nokta burada başlıyor. Yani benim komplo teorilerimin başlangıç noktası burası..
15 Temmuz alçak darbesinin failleri ve destekçilerinin ortaya çıkarılmasında en büyük etken BYLOKC denen bir program olduğu anlaşılıyor.
Nedir bu BYLOKC? Kim icad etti.
3 Aralık 2013 tarihinde BYLOKC programını tasarlayan kişi olarak TİLKİ lakaplı kişi bu tarihte programı AppStor’a koyabilmek için DAVİT KEYNES isimli şahsın kredi kartını kullanıyor. Yani program Davit Keynes üzerine kayıtlı bulunuyor.
İlk BYLOKC kullanıcısının tarihi 12 Mart 2014 görünüyor. Nisan 2014’te ise BYLOKC kullanımı hızlanmış. Aralık 2015 ve Ocak 2016 tarihlerinde MİT sistemdeki bilgilere sahip oluyor. Ocak 2016 tarihinden sonra ise BYLOKC programı devre dışı kalıyor. Yani 15 Temmuz darbesinden altı ay önce MİT FETÖcülerin kendi aralarında şifreli bir program olan BLOKCu kullandığını biliyor.
FETÖ neden bütün elemanlarını adeta fişlercesine BYLOKC isimli programı kullanmaya yönlendirdi? Çok sofistike (yanıltıcı-karmaşık-bilmiş) bir örgüt olan ve her türlü istihbarat oyunlarını bilen FETÖcüler böyle bir programın değişik istihbarat örgütlerinin eline geçebileceğini öngöremediler mi?
Yoksa kendilerine çok güvenmenin, kibirlerinin, gururlarının tokadını mı yediler?
Kibirlerinden burunlarının ucunu bile görmediklerini biliyorum. Adeta bir Anadolu tabiriyle FETÖ “Büyük dağları ben yarattım, küçükler babamdan miras kaldı.” Diye düşünüyordu ve bu düşüncenin tesiriyle hareket ediyordu.
Ama yanıldı işte? BYLOKC denen program adeta bitişlerinin en önemli etkeni haline geldi. Hiçbir akıllı örgüt kendi elemanlarını deşifre etmek için böyle bir tezgâha bilerek gelmez.
Peki BYLOKC programını gerçekten FETÖcüler mi programlayıp mensuplarına verdi? Yoksa bizim hiçbir şeyden haberi olmadığını düşündüğümüz MİT mi bunun FETÖcülere değişik tezgâhlarla pazarladı?
Birkaç ay öncesine kadar BYLOKC denen programın FETÖcülerin ürettiğini ve uygulamaya kendilerinin koyduğunu düşünüyordum. Ama şimdi farklı düşünüyorum.
Bana göre BYLOKC programı bizim binlerce general, subay darbe planlarken hiçbir şeyden haberi olmadığını düşündüğümüz MİT tarafından üretilip, programlanıp, yine FETÖ içindeki MİT elemanları tarafından FETÖye pazarlanan bir planın, bir operasyonun parçasıdır.
BYLOKC bu yönüyle MİT’in şimdiye kadar yürüttüğü en büyük operasyonlardan biridir ve sonuçları itibariyle bundan sonra üniversitelerde, harp akademilerinde ders olarak okutulması gerekir.
Öyle ya; gerçekten de benim dediğim gibi BYLOKC programını MİT FETÖcüleri tespit etmek için bir operasyon aracı olarak kullandıysa, bunu yapanların elini öpmek gerekir. Çünkü böyle bir operasyon sayesinde dünyanın en gizli yapılanma tekniklerini bilen ve arkasında CIA gibi bir istihbarat örgütü olduğu açığa çıkan bir yapıyı çözmek çok kolay olmuştur.
Rivayetlere göre BYLOKC programını 650 bin kişi indirmiş ama ancak 215 bin kişi kullanmış. Bu demek oluyor ki FETÖcü 215 bin kişi tespit edilmiş ve fişlenmiştir. Emniyet, savcılar ve hakimler de BYLOKC tarafından tespit edilen kişileri örgüt mensubu sayarak yargılama, cezalandırma yoluna gitmektedir.
Artık mahkemeler bir kişinin BYLOKC kullandığını tespit edilmişse o kişiyi örgüt mensubu saymaktadır.
Peki, ama ister istemez aklıma şöyle bir soru geliyor:
Böyle bir büyük operasyonu yapan MİT’in içinde FETÖcü kimse yok mu? Her yere sızan FETÖcüler MİT’e de sızmış olamaz mı? Sızmış ve hala görevdeyseler bu kripto FETÖcüler BYLOKC listelerine FETÖcü olmayanları da dahil edebilirler mi? Edemezler demek ne kadar sağlıklı olur? BYLOKC tarafından kullandığı tespit edilen 215 bin kişi içinde bu türden kişiler var mıdır? Varsa bunlar nasıl ayırt edilecek? Yoksa “Kurunun yanında yaş da yanar” gibi hiçte insani olmayan bir düşünceye mi sarılacağız?
MİT neden TSK’da Hava Kuvvetleri Komutanlığı imamı olduğunu bildiği Adil Öksüz’ü takip etmedi? Etti mi yoksa? Eğer etseydi binlerce FETÖcünün darbe hazırladığından haberi olur muydu?
Sadece Adil Öksüz değil; FETÖnün mahrem yapılanması çerçevesinde TSK’nın değişik birimlerinde mahrem imam olan hiç kimse takip edilmedi mi?
Sorular.. sorular..
İfriti sorular bunlar.
15 Temmuz sonrası KHK ile atılan birçok insanı tanıyorum; sayıları azda olsa hiçbirinin FETÖ ile bağları olmadığına eminim. Zaten bu tür arkadaşların bir kısmı yeni KHK ile geri döndü. Bazılarını ise savcılıklar, emniyet ve yargı FETÖcü olmadıklarına dair tespitler yaptılar.
Bir devletin en önemli ilkesi adalettir. Bunun için kılı kırk yarıp adaleti tesis etmek gerekir. Tarih boyunda adaletten ayrılan ve zulümle devam eden hiçbir devlet yoktur. Bir mazlumun ahını alan bir devletin yaşama şansının olmadığını biliyoruz. Atalarımız bu sebeple “Küfür devam eder ama zulüm asla devam etmez.” Demişlerdir.
Dünyanın en sofistike örgütlenmesine sahip olan ve hala 160 ülkede etkin durumda bulunan FETÖ isimli şer şebekesi ile mücadele sadece polisin, yargının işi olmamalı. Siyasetçisinden, âlimine, vatandaşından üniversitesine kadar topyekûn bir millet olarak bir mücadelenin içinde olmalıyız. Aksi halde bu örgütü yenebilmemiz (geçici olarak sarssak da) mümkün olmaz.
ÖNEMLİ NOT:
15 Temmuz’dan bu yana bir yıl geçti ama ne hikmetse hala “FETÖYLE MÜCADELE ÜST KURULU” kurulmadı/kurulamadı. Aldığım bilgiye göre Cumhurbaşkanlığı bünyesinde bu birim kurulacakmış?
İnşallah FETÖyü bilmeyenler ya da FETÖyü 15 Temmuz’dan sonra duyanlar bu kurulda yer almaz.
İnşallah kripto FETÖcülere bu kurulda görev verilmez.
İnşallah TBMM’de kurulan 15 Temmuz Darbe Araştırma Komisyonu gibi “Geyik muhabbeti” yapmazlar.
İnşallah FETÖden 17/25 Aralık sonrası değil, 18 yıldır bu yapının ihanetlerini gördüğü için ayrılarak deşifre eden benim gibilerden oluşan bir birim kurulur.

Paylaş:

Yorum Yaz