FETÖYÜ PAŞA YAPIP AFEDELİM!!!

310
0
Paylaş:

FETÖ davasından müebbet hapisle yargılanan Prof. Dr. Mümtazer Türköne yıllar önce yazdığı bir yazı da, tarihi kanla lebalep dolu PKK’nın alçak lideri için, “Abdullah Öcalan’ı Paşa yapalım ve affedelim.” Diye yazmıştı. Gerekçesini de Osmanlı’nın eşkıyaları bu yolla dize getirdiğine dayamıştı. O dönemler İçişleri Bakanlığı yapa Mehmet Ağar’da PKK’lılar için “Düze inip siyaset yapsınlar” türünden laflar etmişti.

Şimdinin teröristi Fetullahçı Terör Örgütü lideri Fetullah Gülen hakkında da tıpkı Mümtazer Türköne gibi düşünenler ve affedilmesini isteyenler var. Bunlardan biri de Ak partide milletvekilliği yapan Merve Kavakçı ile Ravza Kan Kavakcı’nın babaları Akit gazetesi yazarı Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı. Bu yazar yazdığı bir yazı da terörist başı Fetullah Gülen’in tevbe etmesi halinde affedilmesini ve geri kalan ömrünü gelip köyünde geçirmesini istedi.

Gazetedeki yazısında yazdıkları aynen şöyle:

“Bence hizmet hareketi aslî hizmetine dönmeli ve saf ve temiz mensuplarının güzel duygularına bağlanmalıdır. Fetullah Gülen dramatik bir kararla Türkiye’ye dönmelidir, açık bir beyan ile ‘hata ettik, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyib Erdoğan ve arkadaşlarının iyiliğini aldık, suiistimal ettik, yanlış yaptık, tevbe, hem de tevbe-i nasuh ile tevbe ediyorum’ demelidir. ‘Peşiman oldum, nadim oldum, bir dahi işlememeğe azm u cezm eyledim’, diye yüksek sesle ala meleinnas ahd vermelidir. ‘Kan döken, bombalıyan, adam öldüren kim varsa onları reddederim, mahkemelerde olanlar suçları sabit olanlar ceza görmelidir, Mahkemelerde ve davalarda mertçe konuşmalılar, asker sivil yalan söylememeliler, dosdoğru konuşmalılar’ demelidir. Doğrusu kelli felli askerler mahkemede niye kem küm ediyorlar ve şöyle askerce ve erkekçe konuşmuyorlar, bu hayret-efza bir hadisedir. Kendisini 15 Temmuz darbecilerden tecrid etmelidir, açıkça ‘eskiden adamlarımdı, şimdi değil’ diyebilmeli ve kendini onlardan tecrid etmelidir. Ve Türkiye’ye köyüne dönmelidir. Zaten kaç yıl daha yaşar ki insan. Bildiğini de anlatır, teşkilata sadece eğitim ve öğretim hizmetinde olmalarını emreder ve bir de dünya çapında güçlü bir İslam âlimleri yetiştirme ve İslam araştırma merkezi ve üniversiteyi kurar. Bu merkez ve üniversite Dünya’da benzeri olmayan bir kalitede müessese olur. Türkiye’ye dönünce ve iktidar ile iyi münasebetlerini tesis edince, eminim, ona muamele de iyileşecek, böylece dış güçlerin tesirinden uzak olarak hayatının son günlerini yurtta geçirecek, teşkilatın asıl hizmeti yeniden canlanacak ve bir uluslararası İslam alimleri yetiştirme projesi faaliyete girecektir. Türkiye, Erzurum ve köyü memleketi. Yeter artık, Darül Harbi ve küfrü bırakıp Darül İslam’a dönsün.” (https://m.yeniakit.com.tr/yazarlar/prof-dr-yusuf-ziya-kavakci/fetullah-gulen-olsam-23907.html) (Akit gelen tepkiler üzerine bu linkteki yazıyı kaldırdı ama internette arandığında gazetede çıkan şekliyle bulunabilir.)

Yusuf Ziya Kavakçı öyle sıradan biri değil. Yıllardır Gülen’in ikamet ettiği Amerika’da ikamet ediyor. Böyle bir yazıyı durup dururken yazmadığını düşünüyorum. Belli güç merkezleri yıllardır besleyip darbe yaptırdıkları Gülen’in kurtulmasını ve temize çıkmasını istiyorlar. Yusuf Ziya Kavakçı’nın bu yazıyı bir nabız yoklama yazısı olarak görmemek için kör olmak gerekir. Fakat şaşırdığım bir hadise var ki; Yusuf Ziya Kavakçı bu yazıyı yazmış olsa bile Akit gibi bir gazetenin böyle bir yazıyı yayınlamış olmasıdır. Kötü niyetlidir demek istemiyorum ama böyle bir zamanda böyle bir yazının yayınlanmasını da iyi niyetle izah etmenin zorluğunu yaşıyorum.

Yusuf Ziya Kavakçı FETÖ lideri Gülen hakkında aslında haksızlık yapmış. O da Türköne gibi darbeci Gülen’in “Paşa” veya “Cumhurbaşkanı baş danışmanı” yapmasını istemeliydi! Öyle ya 40 senede dünyanın 160 ülkesinde akla hayale gelmedik bir örgüt kuran, Türk devletine karşı darbe yapan böyle “akıllı ve zeki!” birinin köyünde heder edilmesi doğru olur mu? FETÖ lideri Gülen gelsin, “Üstün zekâsını(!)  ülke menfaatleri hususunda kullansın!

FETÖ lideri terörist Gülen’in affedilmesini isteyen sadece Kavaklı değil elbette. 2016 yılında bir açıklama yapan AK Partili Bakan Mehmet Özhaseki “CEMAAT FABRİKA AYARLARINA DÖNÜNCE PARALELLE MÜCADELE SONA ERER” diye bir açıklama yapmıştı. Yani Özhaseki’ye göre FETÖ baştan beri kurgulanmış bir CIA operasyonu değil; aksine İslami hizmetler verirken bazı yanlışlar yapan ancak fabrika ayarlarına dönünce düzeleceğine inandığı bir “Cemaat” olarak görmektedir. Hatta iddia ediyorum, özellikle FETÖ operasyonu yapılmayan siyasi kanatta Kavakçı ve Özhaseki gibi düşünen nice “Kripto fetöseverler” vardır.

İster Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı’nın isterse de Ak Partili bakan Mehmet Özhaseki bu açıklamaları bana göre sadece iyi niyetle söylenen sözler olarak görmek asla mümkün değildir. Çünkü her iki kişinin de geçmişinde yolları FETÖ ile birçok yerde birleşmektedir. Bu iki kişinin yaptığı FETÖ ile Devlet arasında bir çeşit arabulucu rolüne talip olmaktan başka bir şey değildir.

Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı’nın kızı Ak Parti milletvekili Ravza Kavakçı Kan’ın babası hakkında yaptığı açıklama ise tam anlamıyla “Çevir kazı yanmasın, aman bize bir zarar gelmesin” nevinden ve babasının bunak olduğunu ortaya koyan bir beyanat oldu.

“Babam Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı tarafından yazılan ve 18 Nisan 2018 tarihinde Akit gazetesinde yayınlanan ‘Fetullah Gülen Olsam’ başlıklı yazı, başta 15 Temmuz şehitlerimizin aileleri ve yakınları ile 15 Temmuz gazilerimiz ve hain darbe girişimine karşı kahramanca direnen insanlarımız olmak üzere, kamuoyu vicdanını yaralamış ve herkesi olduğu gibi şahsımı ve ailemi de derinden üzmüştür. Babam, bu örgütlenmeye karşı 1970’li ve 1980’li yıllarda Erzurum Atatürk Üniversitesinde, 1990’lı ve 2000’li yıllarda da Teksas’ta tek başına mücadele verdi. Yine de, her hatırın üzerinde tutulması gereken Hakk hatırı gereğince, doğru olana şahitlik etmenin bizim için bir tercih değil bir vazife olduğuna iman ettiğimiz ‘doğruluk dini’ İslam’ın mensupları olarak, açıkça, ‘amasız, lakinsiz, fakatsız’ ifade etmeliyim ki: Her ne sebeple olursa olsun, söz konusu yazının ‘niyeti’ dışında savunulacak hiçbir yanı yoktur ve yazı içeriği, niyetiyle zıt bir şekilde maksadını aşmıştır. Muhtemel sağlık kaynaklı meseleler çerçevesinde ortaya çıkan durum. Bir evlat olarak dile getirmek çok zor olsa da babamın 80 yaşını aştığı şu zamanlarda, dünyada pek çok insanın da imtihan edildiği muhtemel sağlık kaynaklı meseleler çerçevesinde ortaya çıkan bu son derece üzücü durumdan dolayı ailemiz adına kamuoyundan özür diliyor, dualarınızı bekliyoruz.”

FETÖ 15 Temmuz gibi kanlı bir darbeye imza atan ahlaksız bir küresel teröristtir. Katil müritlerine darbe yaparken hiç vicdanı sızlamadığı için 249 kişiyi gözlerini kırpmadan katletmişlerdir. Böyle bir katili ve ardından giden katiller sürüsünü hangi tövbe kapısı temizleyebilir ki?

FETÖ denilen küresel terör şebekesi ve onun elebaşısı ile mücadelede karşımıza evladımız çıksa, mezarından babamız çıkıp gelse tanımamalıyız. Yusuf Ziya Kavakçı’nın yazısı açık biçimde yalnız fikri bir skandal değil, açık bir suçtur. Mevcut kanunlara göre bir terör örgütünü ve örgüt başını masum göstermeye çalışmak suçtur. Umarım devletin savcıları bu hususta görevlerini yerine getirip gereken işlemi yaparlar.

Yusuf Ziya Kavaklı ve Mehmet Özhaseki’nin, Fetullahçı Terör Örgütü lideri Gülen hakkında besledikleri iyi niyette yalnız olmadıklarını yakinen biliyoruz. Mesela 15 Temmuz ahlaksız darbe girişiminin ardından Ak Partili 330 milletvekilinin en az 200 tanesinin ağzından FETÖ’yü kınayan bir açıklama çıkmaması da dolaylı olarak aynı düşünmenin en çarpıcı örneğini oluşturmaktadır.

Birçok sohbette “Ya bu FETÖ meselesi baydı artık. Memleketin başka derdi mi yok ki hep bunu gündemde tutuyorsunuz. FETÖ bitti, vs. s.” Diyen birçok Ak partili, MHP’li, Saadet partili, Meralcı, CHP’li o kadar çok insanlar karşılaşıyorum ki!

Yusuf Ziya Kavakçı’nın “Fetullah gelip tevbe etsin” açıklamasından sonra Fetullahçı Terör Örgütü lideri Gülen hiç fırsatı kaçırmadan hemen arkasından açıklamayı patlattı. İnternete düşen video konuşmasında diyor ki:

“Bu cebri hicret içinde ve baskılar altında, Meriç’te boğulanların yanında daha başka yollarda, yurt dışında vefat eden kahramanlar, şehitler oldu. Çocuk şehit oldu, anne şehit oldu, baba şehit oldu. Zulüm diyarından, başka bir diyara gidip, üç beş yudum oksijen yudumlamak için, rahat bir hayat yaşamak için giderken, hayatından oldu. Bir hayli, insan, yüzlerce… Kötülük yapanları, kalben ölmüş insanları, nefis ve enâniyet cihetiyle hortlamış insanları, Allah’ım, insanlık ufkuna hidayet eyle! Gönüllerine lüyûnet lütfeyle. ‘Allah’ım kalplerini yumuşat; iman, İslam, ihsan, sadakat, istikamet ve muhabbete karşı, hizmetimize, hareketimize, cemaatimize, müesseselerimize karşı kalplerini yumuşat! Şayet muradın bu değilse, Allah’ım onları sana havale ediyoruz’ diyoruz. ‘Allah’ım onları sana havale ediyoruz!’ Gücümüz yetmiyor, ne diyelim?

Gücümüz olsa bile, ‘Biz, muhabbet fedaileriyiz, husumete vaktimiz yoktur’ diyoruz. Silahla, hoyratlıkla üzerimize gelenlere, yumruğumuzla bile mukabele etmiyoruz. Yüz ekşitmekle bile mukabelede bulunmuyoruz, sert bir kelimeyle bile mukabelede bulunmuyoruz; çünkü bunları, insani karakterimize aykırı buluyoruz. Elalem yapmış bunu, fakat biz yapmayacağız; Ahd ü Peyman’ımız var, yapmayacağız! Ezseler bile, onlar gibi davranmayacağız! Öldürseler, onlar gibi davranmayacağız! Onlar gibi davranmaktansa, on defa ölmeyi tercih edeceğiz, yirmi defa ölmeyi tercih edeceğiz, Allah’ın izni ve inayetiyle.

Allah’a güvenmenin ve Allah yolunda olmanın gereği budur. Katlanacağız bunlara. Nöronlarımızı kontrol altına alacağız, şeytanın nüfuz etme deliklerini kapayacağız; meleklere nüfuz etme pencereleri, kale kapıları açacağız, Allah’ın izni ve inayetiyle. Ve Cenab-ı Hak’tan gelen o şeyleri hep hoşnutlukla karşılayacağız.”

Gördünüz mü; FETÖ lideri şeytan Gülen barışın ve sulhun temsilcisiymiş! Düşmanlığa da vakti yokmuş!

Nasılda utanmadan yalan söyleyebiliyor. Özellikle 17/25 Aralık 2013 tarihinde sonra aleni olarak Türk devletine, Cumhurbaşkanına, hükümete düşmanlık yapmış, uluslararası arenalarda ülkeyi kötületmiş ve ‘Erdoğan gitsin de isterse Türkiye batsın’ diyecek kadar alçalmıştır.

Böyle bir alçağın, katiller sürüsünün başının tevbe etmesi kendisini kurtarır mı? Böyle bir durumda 249 şehidin ve binlerce yaralının hakkına ne olacak?

Ak Parti’de Erdoğan ve birkaç vekilden, il ve ilçe başkanından başka Fetullahçı Terör Örgütü ile mücadele eden kimsenin olmamasını nasıl izah edebilirsiniz? Cumhurbaşkanı Erdoğan canı pahasına FETÖ ile mücadele ederken Ak partililerin aymazca davranmasını nasıl iyi niyetle telif edebiliriz ki?

FETÖ tarihin en sofistike, karmaşık, hilebaz, ahlaksız bir terör örgütüdür. PKK gibi her şeyi açık bir örgütle 30 senedir mücadele eden devletimizin FETÖ ile mücadeleyi böyle gevşek tuttuğu takdirde kaç yılda alt edebilir; bunu okuyucuların engin ferasetine havale ediyorum.

Cumhurbaşkanından acilen FETÖ ile mücadele üst kurulu kurmasını bekliyorum. Çünkü FETÖ ile mücadele sadece polis ve adliye kanalıyla yok edilemeyecek bir sofistike örgüttür. İslami, kültürel, ekonomik, siyasi, askeri vs. topyekûn bir şekilde ve çok ciddi mücadele edilirse bu örgüt ancak yok edilebilir.

Bundan baykası FETÖ gibi bir terör örgütüne dolaylı veya dolaysız destektir.

 

 

 

Paylaş:

Yorum Yaz