O Batıyı okuyordu, ben ise onu okuyordum.
Kimdi bu adam; Doğu’nun muhtedi iki misyonere yetiştirttiği Osman Aytunç Altındal rahmetli arkadaşımızdı bahsettiğim.

Çok rahat ve de çok eminmişiz kendimizden de rahmetliden de. Nasıl olsa bir konu hakkında fikir sahibi olmak, bilgi edinmek istersek arar derdimizi söyler sorumuzu ve sorunumuzu çözerdik. O vardı nasıl olsa. İllaki bir çözüm bulunurdu.

Kaybedilen değerlerimizin kıymet ve kadri el altında olmayınca daha da iyi anlaşılıyor.

Rahmetli Aytunç’un tek başına bir Garbiyat Enstitüsü gibi çalışıp, ürettiğini de; yokluğunda ilk anlayanlardan oldum. Yıllardır sohbetinde ve gölgesinde bulunup da ona komplo teorisyeni, araştırmacı yazar vs gibi hitap edenlere yazık mumun dibinde ışımayanlar diye bakıyorum. Aytunç gerçek bir Garbiyat Filozofuydu.

Niçin, niye, neden bir Garbiyat Enstitümüz yoktu, batı öğretisiyle yetiştirilmiş insanlar, batı tarzı devlet idaresinde göreve gelmiş batı sıfatlı, batı suratlı bürokrat, teknokrat, askeri ve sivil memurin takımı, profesör, general, yargıç, diplomat taifemiz ve tabi ülkeyi yönettiğini zannedip aslında idare edilen siyasetçilerimiz. /br>
Soru ortada?, Şarkiyat Enstitüleri ile, üniversitelerinde ki kürsüleri ile, üye olmayanlara kapalı Mahfelleriyle, yer altındaki dehlizleriyle Tanzimattan beri biz tanzim edenlere hala iade-i ziyaret ve mukabele-i siyaset zamanı daha gelmedi mi? Hala bir mahsuplaşma yapmayalım mı?

Batı da var olmamız lazım, bunun yolu batı uzmanları yetiştirmek, batıda olanı biteni takip edebilecek yetenekleri keşfetmek, oraların dini, dili, etnisitesi ve iklimi ile yakınlıklar tesis etmek, orta ve uzun vadeli planlamalar yaparak Ülkemizi, insanımızı geleceğe hazırlamak üzere çalışmalar yapmak. Yitik değerlerimizi, içi boşaltılmış kavram ve törelerimizi, gasp edilen üzeri örtülen hak ve hukukumuzu arayacak, AB karşısında Vakıf mallarımızı ve sahiplenilmeleri konusunu dile getirerek kurumsal bazda bu talepleri hazırlayarak arkasında duracak bir teşekküldür, Garbiyat Enstitüsü; tamamen fahri çalışır, bağlısı yoktur.

Hizmeti Müstakil ve Müstakim Türk’lüğedir.

GARBİYAT ENSTİTÜSÜ 1- Geriye doğru yapılan ve unutturulan tahribatı, kültür yozlaşması, tarihi eser aparılmasını aydınlatılmasını sağlayacaktır.
2- Yitik değerlerimizin Törenin kayıplarını, Yörenin adlarını, ahalisinin namlarını ve de soy, sop bağlarını yok edilen asaletin ihyası olarak ele alınacaktır.
3- Savaşlarda dahi kaybolmayan Vakıf mallarını biz AB sonrası iade ediyor, veriyorsak. Bizimde Kıbrıs, Girit, Rodos, Menteşe adaları ve Yunanistan ve Bulgaristan ve dahi eski Yugoslavya ve Arnavutlukta ki Vakıflar ve emlakimiz ile. Mekke ve Medine Kabe ve Mescidül Haram etrafında var olan Osmanlı Vakıf memalikinin, akarlarının arkası aranacaktır.
4- Yapanların yaptıkları yanına kar kalmayacağı Ofansif politika ve siyasetin icrası için tezler, teoremler geliştirilecektir.

* AĞAÇ KÖKÜYLE YAŞAR, İNSAN DA ÖYLE, TOPLUM DA, DEVLET DE,BİZSE MAZİDEN KOPTUK, İSTİKBALE BAĞLANAMADIK.
*TÜRKİYE BÜTÜN KÜTÜPHANELERİ YAKILAN, BÜTÜN MAZİSİ İMHA EDİLEN, 600 YILI CERRAHİ BİR OPERASYONLA İÇTİMAİ HAYATTAN KOPARILAN BİR ÜLKE OLMUŞ.
*10 SENEDE BİR HAFIZASI DA SIFIRLANAN BİR DEVLET EDİLMİŞ.
EDİLGEN TÜRK OLMAKTAN BIKANLARLA GARBA, GARBİYATÇILIĞA DEVAM EDİYORUZ.