HÜKÜM KOYUCU SADECE ALLAH’(cc)DIR

120
0
Paylaş:

“İçinde asla şüphe olmayan Kur’an yolunda gitmek isteyenler ve hidayete ermek isteyenler için yol gösterici en doğru rehberdir.” (Bakara, 2)

Kur’an’dan başka rehber arayanlar onun Allah (cc) kelamı olduğuna inanmayanlardır.

Kur’an’dan başka hidayet rehberleri arayanlar Tevhidin dışına çıkmış ve şirk dinine dâhil olmuştur.

“Bu, Allah’ın hidayetidir; kullarından dilediğini bununla hidayete erdirir. Onlar da şirk koşsalardı, elbette bütün yapıp-ettikleri ‘onlar adına’ boşa çıkmış olurdu.” (En’an, 88)

Şunu kesin olarak herkes bilsin ki; İslam nasıl bir dinse, şirk de bir dindir! İslam tevhit dinidir, şirk ortaklık dini..

“Onlar, Allah’ı bırakıp bilginlerini ve rahiplerini rablar (ilahlar) edindiler ve Meryem oğlu Mesih’i de.. Oysa onlar, tek olan bir İlah’a ibadet etmekten başka bir şeyle emrolunmadılar. O’ndan başka ilah yoktur. O, bunların şirk koştukları şeylerden yücedir.” (Tevbe,  31)

Geleneği, atalar mirasını ve rivayeti din sayanların anlattıklarının, Kur’an’ın anlattığı İslam’la alakası yoktur.

Resul (sav) kendisine vahiy olarak inen ve pratik hayatında önce kendi uyguladığı Kur’an’ı bize getirmiş ve tebliğ etmiştir. Bunun için Resul’(sav)ün ve peşinden giden Müslümanların misyonunu Kur’an belirlemiştir.

İman esaslarını Allah(cc) Kur’an’da koymuştur.

Farzlar ve haramla Kur’an’la belirlenmiştir.

Allah (cc) hüküm koyma hususunda kimseyi ortak kabul etmez. Allah(cc)’a ortak koşanlar Kur’an’da “Müşrik” olarak vasıflandırılmıştır.

“Gerçekten, Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur.” (Nisa, 48)

Resulullah (sav), Kur’an’da çatısı kurulmamış, hiçbir şekilde “genel konsepti ana hatlarıyla oluşturulmamış” bir konuda hüküm getirmez.

Resul, Kur’an’da sınırları çizilmiş/belirlenmiş hükümlerin ya da konuların detayını açıklar, tafsil eder, uygulanma biçimini detaylandırır, ama bunu “Kur’an’ın çizdiği sınırlarının dışına çıkmadan” yapar.

Resul ( sav), ne Allah(cc)’a, ne de elçi olarak getirdiği dine ortak olmadığı gibi, kendiliğinden din adına hüküm koyan da değildir.

Resul (sav), sadece kendisine vahiy olarak verilen hükümleri açıklayan, bildiren ve uygulayandır. İnsanları kendine değil, Allah(cc)’a çağırandır.

İslam’da hüküm koyucu yalnız Allah(cc)’tır. Allah (cc), hüküm koyma yetkisini kimseye vermemiştir.

“Biz sana kitabı indirdik ki, insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği biçimde hüküm veresin; hainlerin savunucusu olma!” (Nisa, 105)

Kur’an’a baktığımızda ortaya çıkan iman ile Şirk dininin rivayet kültürü ile beslediği iman birbirine asla uymaz.

Ey şirk deni mensupları:

Sizin iman dediğiniz şeye Allah (cc), Kur’an’da iman demiyor.

Dini Allah’a has kılmak, tevhit demektir. Tevhit, Allah(cc)’ı birlemek, Uluhiyyeti, Rububiyyeti, din koyma yetkisini, hükmetme yetkisini sadece ve sadece Allah(cc)’a tanımak demektir.

Sizin “Kur’an yetmez” deyip üzerine koyduğunuz kitapların hepsini, biz Kur’an’ın altına koyuyoruz.

Sizin, “Şu otorite böyle diyor, şu imam böyle diyor, bu şeyh böyle diyor, bu gavs böyle diyor.” diye saya saya bitiremediklerine, biz Allah’tan kork, Allah ne diyor? Önce ona bak diyoruz.

Sünnet Kur’an’ın pratikteki yaşanmasıdır. Sünnet, Hz. Aişe (ra) annemizin kendisine sorulan, “Bize Resulü anlatır mısın?” sorusuna, “Siz Kur’an okumuyor musunuz?” demesindeki sırdır.

Sünnet, Kur’an’daki hiçbir ayetin hükmünü ortadan kaldıramaz.

Allah(cc)’ın Resulü (sav) Kuran dışında haram ve helal belirleyemez.

İbadette Allah(cc)’ı teklemek, boyun eğmede, hüküm koymada, tek ve ortağı olmayan Allah(cc)’a ortak kabul etmemek Uluhiyyet inancın bir gereğidir.

Hakim, otorite ve yetki sahibi Allah-ü Teala’nın bizzat kendisidir.

Hüküm ve yasa vaaz eden, helal ve haram sınırlarını tayin eden, insanları sevk ve idare etme yetkisine tek başına haiz yegâne ilah O’dur.

İbadet ancak O’na, itaat ancak O’nun indirdikleri hükümleredir. Bunun dışında Kur’an neden dini Allah’a has kılmak gibi bir kavrama yer vermektedir? Din zaten Allah’ın değil midir? Bunu bir kez daha vurgulamanın mantığı ne olabilir?

Kur’an’ın elmas hakikatlerinin ortaya çıkmasıyla menfaati gidecek olan Şirk dini Kur’an’dan intikam almak için olmadık hezeyanlara giriyor.

İntikam almak için Kur’an’la karşı karşıya savaşmayı göze alamayan şirk dini mensupları Kur’an’ın arkasından dolanıyor.

Kılıktan kılığa giriyor. Kimi yerde rivayet kültürü, kimi yerde tarikat, kimi yerde mezhep, kimi yerde kelam maskesini takıyor.

Bir Truva atı gibi zehrini Kur’an’dan uzak kalarak zayıf düşen ve gücünü yitiren Müslümanların damarlarına gizli gizli zerk ediyor!

Kur’an, yüzlerce ayette “Hiç akletmez misiniz, düşünmez misiniz”, diyor.

Aklını çalıştırmazsan, “Allah pisliği boca eder.” Diye uyarıyor.

Aklını çalıştırmayanları “canlıların en şerlisi” olarak tarif ediyor.

Şirk dini mensupları rivayet kültürünün sarhoşluğuyla papağan gibi şunu tekrarlıyor:

“Akıl çamura çökmüş eşektir, akıl Kur’an’ı anlayamaz vs.”

Bunu söylerken güya aklını kullanıyor!!!

Akıl düşmanları akılsızlıklarıyla güya Kur’an’la savaşıyor!

Kur’an ise, Resulü konuşturarak diyor ki:

“De ki ben, bana da, size de ne yapılacağını bilmem. Gaybı da bilmem.”

Anlı şanlı rivayet kitapları ne diyor peki?

“Resul bize kıyamete kadar olup bitecek her şeyi haber verdi.”

O zaman sormazlar mı?

Kur’an mı doğru söylüyor; siz mi?

Aklını çalıştırmayan, Şirk dininin mensupları adeta Kur’an’la savaşıyor.

Kur’an’ın anlatılmasının önüne set çekmek istiyor.

Kur’an “Tek hidayet rehberi benim” derken, şirk dini başka kurtarıcılar ortaya çıkarıyor.

Bunu Asr-ı saadetteki müşrikler de yaptı. Kur’an uydurmadır, Kur’an tarihi hikâyedir, okumayın. Sihirdir vs.” hezeyanlarına girip, Kur’an’ı anlatan Resul’ün önünü kestiler.

Resul Kur’an’ı anlatmak istediği zaman başına işkembe koydular.

Şirk dini mensupları Allah (cc) ile aralarına putlar koydular. Lat, Menat, Uzza dediler. Bunlar geçmiş atalarından kutsadıkları kişilerdi.

Resul (sav), putlara tapmayın dedikçe onlar, “Biz putlara tapmıyorduk ki! Bunlar bizi Allah’a yaklaştıran şefaatçiler” dediler.

Kur’an Ahkâf 9. Ayetle önlerini ve seslerini kesti:

“Şefaat tümüyle Allah’a aittir.”

Ama aklını rivayetle örtmüşler tevil üstüne tevil edip, şefaati herkese dağıttılar.

Yani şairin dediği gibi Ebu Lehepler ölmedi, Ebu Cehiller kıtalar dolaşıyor.

Günümüzde de şirk dini mensupları Kur’an’ın okunup, anlaşılıp hayatımıza hayat olması için yapılan bütün çabaları engellemek için tıpkı Resul(sav)’e attıkları gibi olmadık iftiralar attılar.

Haşa, Kur’an, “Allah size kitabı detaylandırılmış bir halde indirmişken Allah’ın dışında bir hakem mi arayayım?” (En’am 114), “Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.” (En’am, 38) ve benzeri yüzlerce ayetinde anlaşılır bir kitap olarak Mü’minlere hidayet rehberi olduğunu beyan ederken, bunlar Kur’an’ın eksik ve anlaşılmaz olduğu zehabına kapılan Şeytan’ın soluklarını üflemeye başladılar.

“Biz bu kitabı sana, her şeyin ayrıntılı açıklayıcısı, bir doğruya iletici, bir rahmet, Müslümanlara bir müjde olarak indirdik.” (Nahl, 89)

Kur’an’ı eksik görünce peşine bir sürü tamamlayıcı taktılar. Kimi ayetler eksik derken, kimi ayetlerin bir kısmını keçilerin yediğini iddia etti. Kimi de aslında sürelerin bazıları çok daha uzundu, unutturuldu”. deme ahmaklığını sergiliyor.

Kur’an okumadıkları, Kur’an’dan uzak kaldıkları için Allah(cc)’ın koruması altında bir kitap olduğunu açıklayan ayetleri görmediler.

“Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl! Hiç kuşkusuz, sen, dosdoğru bir yol üzerindesin. Ve muhakkak ki Kur’an hem senin için, hem kavmin için bir şereftir ve ileride ondan sorulacaksınız.” (Zuhruf 43-44)

Şeytan akıllarını pislikle örttüğü için Kur’an’ın ifadesiyle “Onların çoğu şirk koşmadan iman etmedi”ler.

“Onlara ayetlerimiz apaçık belgeler olarak okunduğunda bizimle karşılaşmayı ummayanlar derler ki: ‘Bundan başka bir Kuran getir veya bunu değiştir.’ De ki: ‘Benim onu kendiliğimden değiştirmem asla mümkün değildir. Ben sadece bana vahyedilene uyuyorum. Eğer Rabbime isyan edersem büyük günün azabından korkarım.” (Yunus, 15)

Sözü daha fazla uzatmadan inananlara diyorum ki:

SİZE HİDAYET REHBERİ OLARAK İNDİRİLEN KİTABINIZ KUR’AN’I OKUYUN, OKUTUN, ANLAYIN.

ANLAYIN Kİ ONU HAYATINIZIN MERKEZİNE KOYABİLESİNİZ.

İNSAN ANLAMADIĞI KİTABIN HÜKÜMLERİNİ ÂLEME İLAN EDEMEZ.

HAŞA ALLAH (CC) KULUNA ANLAŞILMAZ BİR KİTAP GÖNDERİP ONUNLA İMTİHAN ETMEZ.

ALLAH RAHMANDIR, RAHİMDİR. KENDİSİNE ŞİRK KOŞULMASINI AFFETMEZ.

RESUL DE OLSA ASLA ALLAH’A ORTAK KOŞMAYIN. KELİME-İ ŞAHADETTE HZ. MUHAMMED (SAV)’İN ÖNCE KUL, SONRA DA RESUL OLDUĞU HATIRLATILIR.

Sözü en başa koyduğumuz gibi sözlerin sultanı Kur’an’la bitirelim:

“İçinde asla şüphe olmayan Kur’an yolunda gitmek isteyenler ve hidayete ermek isteyenler için yol gösterici en doğru rehberdir.” (Bakara, 2)

 

Paylaş:

Yorum Yaz