İhlas Ensar Diriliş

586
0
Paylaş:

İslam’ın şartı 5, altıncısı olsaydı “Haddini bilmek” derdi rahmetli hocam; Bu beş şart da varlıklı doğanlara, aileden olanlara; Fakirin çocuğuna Sadakat-i Fıtır yoktur, Zekât ve Hac şart olarak düşmez, Ancak ne var bu çocuklar hırslı olurlar; sistemin içinde kalan “Helal, Haram ver Allah’ım” cinsinden olur, (Devşirme sistemimizin önemi daha iyi anlaşılıyor.)Fıtrat önemli; toplum, sosyal yaşam, cemiyet, aidiyet nesebi fıtratlar ile tahkim ediliyor, psikolojik gizli hastalıklar ancak aile ve cemiyet terbiyesi ile bastırılabiliyor. 

Sistem dışı kalırsa da Hasan Sabbah oluyor. İşte ifrat, işte tefrit. Bize emredilen ise orta yol. Ortak akıl; o da kalmadı galiba.

Nesepsizliği yani piçliği lanetliyor Allah’ın elçileri.

Bir ilkokul öğretmeni çıkıyor ihlâsımızla oynuyor, Bir sapık çıkıyor Ensar’ımızla oynuyor. Bu kavramlar 1500 yıllık sağlamlıkta köşe sütunları idi toplum ve inanç dünyamızın kubbesini tutan güçlü ayaklardı, çok iyi biliyoruz ki İngiliz’in “Kavramlara elastiki anlamlar yükleyip kavramın anlamını, içini boşaltıp, anlamsızlaştırma” Obskürantizm (Karanlıkçılık) operasyonlarından biridir, benim hırsızım veya benim sapığım iyidir deyip geçiştiremeyeceğimiz önemde konulardır.

Fakir ve Zengin konusunda bakın Azerbaycan Atasoyumuzdan arkadaşım, dostum Ali İkram bey ne söyler “Bir adam zenginliğini kayıp etse, ondan 40 sene zenginlik kokusu gelir. Bir fukara da zengin olsa, ondan da 40 sene fakirlik, yoksulluk kokusu gelir”.

Şimdi peş peşe kurulan yardım kuruluşları vergisizlik sahtekârlığı, gıda bankacılığı, tiyatro sahneleri, vakıf kisveli eğitim kurumu maskaralıkları, kim neyi, ne kadar vakfetmiş de kurum kurulmuş. Vakfeden ne vergi vermiş de o vakfedilen serveti biriktirmiş, Haramla Abad olunur mu?          Anlı, şanlı abiler, bakanlar, milletvekilleri bir şeyler almadan mı milletin göz göre göre dolandırılmasına rıza gösterdiler sanırsınız. Mevla iki cihanda da bu hesabı soracaktır, can veremeyen bir tanesi var, ibretlik bir yaşam. Evladının cenazesine katılamıyor. Alma mazlumun ahını…

Muhacirden ya da fukaradan Ensar’cılığa soyunan olursa; Ensar özelliği olmayanın vakfı da böyle rüsva olur. İki rahmetli dostu analım, Fatihalayalım; ne Sabri Ülker beyin vakfında ve ne de Aydın Bolak’ın Türk Petrol vakfında yarım asırdır değil böyle utançlar, ar patlatan ucuplar; adaletsiz burs dağılımı dedikodusu dahi işitilmemiştir.

İmam-ı Azamın 4′lüsü çok önemliymiş meğer; Ve Dinehu, Ve Nesebuhu, Ve Malehu, Ve Hüsnehu…

Kifayetsiz muhterislik, liyakatsiz kadrolaşma toplumumuzu kemiriyor. Dinimizden alıyor, İhlâsımızdan çalıyorlar. Fukaralar bizi de fakirleştiriyorlar, kimse farkında değil.

Rahmetli Eşref Edip sağ olmalıydı; Ancak o yazabilirdi. Baktım ki ne Mehmet Şevki Bey yazmış ne de Dilipak.

Şimdi üçüncü kavram TRT’nin tutulan dizisinden mülhem Diriliş kavramının istismarı, adıyla kurulan kolej; ne yapacakmış arkadaşlar! Kolej’de hafız yetiştireceklermiş hafızın hangi şartlar altında yetişeceği ve bizim nasıl yetiştirdiğimiz 1000 yıldır belli, sen ne akıllısın Müftü efendi, soyadın Dırra olmaya. Biz medreselerin inşaatlarını bin lira metre karesinden satmayı akıl edemedik, sana kim verdi bu özel kolej için yardım toplama iznini anlamak mümkün değil. Kolejli Hafızlar; kulağa da hoş geliyor. Neuzübillah.

Sakarya ziyaretimde duvarda bir ilan gördüm, bizde İstanbul’dan geri durmamışız “Kariyerli Hafızlar” yetiştirecekmişiz. İblis kıkırdıyor, cehennem fokurduyor.

Bunlar da Kıyamet Alametleri, Rabbim İmanımızı korusun…

Yalçın KOÇAK

Paylaş:

Yorum Yaz