İki Deniz Arası

591
0
Paylaş:

Her ne kadar Suriye ile yatıp Suriye ile kalkıyorsak da küresel çaptaki jeopolitik satrancın en aktif bir başka kısmı; Doğu Avrupa ve Batı Asya. Polonya-Ukrayna üzerinden Baltık’tan Karadeniz’e uzanan bu hat, dünya egemenliğini ve küresel ekonomik denetimi sürdürmek üzere İngiliz-Amerikan jeopolitik stratejisinin merkezini oluşturuyor ve Almanya bir kez daha iki süper gücün -ABD ve Rusya’nın- tam arasında yer alıyor. Bir savaş sonucu Ukrayna bölünürken ve Yunanistan iflas ederken aynı dönemde Avrupa, mülteci akınına uğradı. Tüm dünya şimdi Almanya’nın bir sonraki adımının ne olacağını merak ediyor. Birinci Dünya Savaşı’ndan günümüze kadar ABD’nin temel önceliği, Almanya ile Rusya arasındaki ilişki olmuştur, çünkü bu ikisi, -ve bunlara eklenecek Türkiye-, bir araya geldiğinde ABD’yi tehdit edebilecek yegâne güçtür. Türk-Alman-Rus ittifakı, ABD’nin dünya egemenliğine, başka hiçbir üçlünün yapamayacağı kadar güçlü bir şekilde meydan okuyabilir. Türk stratejik varlığı, Alman sermayesinin ve teknolojisinin Rus insan gücü ve doğal kaynaklarıyla birleşmesi, yenilmez bir durum yaratacaktır. Bu, çok uzun zamandır ABD’nin uykularını kaçıran yegane bileşkedir.

ABD bunun hiçbir zaman gerçekleşmemesini güvence altına alma peşinde oldu ve bu, şimdiye kadar sağlandı da. ABD bugün de, Rusya ile Almanya arasına girmek maksadıyla Baltıklardan Karadeniz’e dek uzanan bir hat inşası peşinde. Bu hat, Rusya’yı Avrupa sınırlarında durdurmanın en ideal yoludur. GES sistemi üzerinden de şimdi, Türkiye ve Rusya karşı karşıya getirildi.

ABD açısından, Almanya’nın Rusya ile ekonomik bir birlik içerisine girmesi mutlaka önlenmelidir. Almanya ekonomik olarak oldukça güçlü ancak jeopolitik olarak oldukça kırılgan. Ve her ikisini nasıl bağdaştıracağını da bir türlü bilmiyor, 1871’den beri uğraşıyor ama bu problemi hâlâ çözemedi. Rusya, Türkiye ve Almanya arasında yakın bir dayanışma ortamı doğmasını imkansız kılmanın en emin yolu, menfaatleri çatıştırarak savaşı onların sınırlarına dek taşımaktır. Çeçenistan, Gürcistan, Ukrayna ve şimdi Suriye savaşları gibi…

ABD hegemonyasını, Rusların komşuları arasında savaşları ve Avrasya ülkeleri arasındaki çatışmaları kışkırtarak güvence altına alabileceğinin farkında.
Denizler ve uzay üzerinde denetim, Amerikan gücünün temelini oluşturuyor. Amerika tüm okyanusları kontrol ediyor, daha önce hiçbir güç bunu başaramamıştı. Bu sayede ABD, ülkeleri işgal ediyor, ama onlar Amerika’yı işgal edemiyor. Okyanusları aşıp da ABD’yi işgal edecek bir donanma henüz yok. Bir düşman filosunu mağlup etmenin en iyi yolu, onun inşa edilmemesini sağlamaktır. Türk Deniz Kuvvetleri’nin hedef seçilmesinin, MİLGEM’in hamisi Oramiral İlhami Erdil’in rütbelerinin söktürülüp “er” yapılmasının bir sebebi de budur.

Hiçbir Avrupalı gücün bir filo kuramamasını sağlamak üzere İngilizlerin kullandığı yöntem ise, Avrupalıların birbirinin boğazına sarılmasını sağlamaktı. Benzer bir şeyi Amerika da yaptı, Ronald Reagan, hem İran’a, hem de Irak’a para verdi ki birbirleriyle savaşsınlar, ABD’yle değil. Bu, sinsice bir plandı; hiçbir şekilde ahlaki değildi, ancak işe yaradı.

Afganistan ve Irak deneyimi ortaya koydu ki; bir orduyu mağlup edebilirsiniz ama bir ülkeyi işgal edebilmek başka bir şey. Dolayısıyla ABD, Avrasya’yı işgal edemeyeceğinin artık farkında, ancak seçerek ve oldukça nadir şekilde müdahale edebilir. İngiliz imparatorluğunun böl ve yönet taktiğiyle birçok koloniyi kontrol altında tutması gibi, ABD’nin de aynı askeri taktikleri kullanması öneriliyor. İngiltere, Hindistan’ı işgal etmemişti; birçok Hint eyaletini almış ve onları birbirine düşürmüş, Hint ordusu içinde İngiliz yetkililerine belli bir destek sağlamıştı. Bugün de bu, Türkiye’de, TSK içinde çeşitli yapılanmalar inşaası şeklinde tezahür ediyor.

Bir araya gelmeleri halinde, Anglo-Sakson düzenin karşısında yeni bir dünya inşaa edebilecek bu üçlünün, üçünün de imparatorluk ailelerinin -Rus / Romanoflar, Alman-Avusturya / Habsburglar ve Osmanlı ailelerinin- tasfiye ettirilmiş olması, sadece bir tesadüf mü?
İnsanlık, amaçlarının (dünya egemenliği), terör dahil tüm araçları meşrulaştırdığına inanan, kriminal ve psikopatlardan oluşan bir kadroyla karşı karşıya. Avrasyacı Rusya da mı bu safta yer alacak? Türk-Alman-Rus üçlüsünün asli unsurları, büyük oyunu ne zaman farkedecek?

Ömer ÖZKAYA

Paylaş:

Yorum Yaz