KAOTİK AVRUPA

593
0
Paylaş:

1947 yılında başlayan, onlara göre Birleşik Avrupa, bize göre Avrupa Emperyalizmi ya da Haçlı ittifakı oluşturulurken ilk hedef belliydi. İngiliz ile Fransız gizli korkuları olan Almanya’dan emin olmak için, Amerika’nın yedeğinde Fransa Kralı Henry’nin “büyük proje” dediği Churcill’in de Birleşik Avrupa diye telaffuz ettiği bu günün Europa Union’u AB’si artık Almanların ekonomik olarak taşımaktan zorlandığı, sıkıldığı adeta “sayım, suyum yok ben oynamıyorum” noktasına geldiği günlerdeyiz.

İngiliz, adasında AB günlük politikalarının dışında imiş gibi gözüküyorsa da, İskoçya bağımsızlığının referandum sandık çalımlarıyla alınmış sonucu tarafları tatminden uzak, yakın zamanda başka sıkıntılara gebe bir gündem var adada.

İrlandalılar ise, İngiliz kibrinden bezmişler. Akşam sabah, Kelt olduklarını ve baskı altında tutulamayacaklarını haykırmaya başlayacaklardır…

Avrupa’nın küçük ülkeleri Belçika, Danimarka, Hollanda kendi içinde bölgesel kaotik hadiselere gebeyken, AB’nin dertlerine elbette kayıtsız kalacaklar. İskandinavlarda öyle.

İki paralık göçmen alacaklar diye, şaşkınlıklarını ve gündelik stabilitelerinin allak bullak olduğunu gördük.

Hiçbir Avrupa Devleti savaş veya olağanüstü hal şartlarına hazırlıklı değil.

Otoyollardaki kazalarda görüyoruz, bir anda trafik ekipleri, sağlık ve itfaiye, kurtarma ekipleri yerden bitercesine kaza mahallerine geliyor ama olağan dışı çalışılmamış bir konuda şaşırıp kaldıklarını görüyoruz. Tabii afetlerde ne yapacaklarını bilmiyorlar; Etna, Vezüv, Pompei bu sene birden tütecek gibi..

İtalya’da ki Etrüsklerimizi Antalya’mıza bekleriz. Hep doğudan göç alacak değiliz ya.

İngilizler acaba hiç okyanusta olacak bir depremin olası etkisi bir tsunami’den adanın nasıl etkileneceğine dair bir simülâsyon çalışması yapmışlar mıdır? Zannetmiyorum. İber yarımadasında ki İspanya’nın da bu yıl işi zor. Hem Katalan meselesi, hem işsizlik, gelir dağılımında ki adaletsizlik, pahalılık, AB kaynaklarının kesilmesi turizm gelirlerindeki düşüş sıcak kanlı hispanikleri patlama noktasına getirmiş, sabırları kalmamış, ümitsizliğe kapılmış İspanyollar kurtarıcı aramaya başlamışlar bile.

Bu yıl AB’nin sorunlu bir yılı olacak.

Wolks Vagen iflası ötelenmiş, gizlenen bir yapıydı, sadece o mu?, bilinen 18 ismi dev içi boşaltılmış yapı var, gizleniyor. Akşam sabah ipliği pazara düşer.

Patlayan şirket sayısı 100′de durursa ne ala!.

Merkel hanım sanki eski müttefiki Türklerin kıymetini yeni yeni anlamaya başladı gibi, yazmıştık ki; “Alman çeşmesinin başında on Alman vatandaşına suikast tertip edildi. Bu eyleme başka ad verilemezdi. Germen Türk yakınlaşması ve Türklerin 3. binin yükselen yıldızının olacağının Almanlar tarafından da görülerek tavır alınması ve bu yeni eksen kimleri ürküttüyse??? Bu vahşeti yaptırana misli ile mukabele edilmez ise daha çok başımız ağrıyacaktır,” biline…

Bize ne yapıp, edip Rus’un uçağını düşürtenler, ya da bizim omzumuz üzerinden ateş edenler  bilsinler ki bu oyun halklar arasında karşılık bulmadı. Halklar birbirini yeterince tanıdı, düzmece tarihin yalanlarıyla kandırılmış halklar bu dolmaları yutmadı, yutmayacak da!

Bizi Suud’a payanda yaparak, İran’la papaz etmeye çalışanlar ve içeride ki dış mihraklı uzantıları illa ki var, bu model hesapsız kasabın işine döner, masat başka kafaya düşer.

Suud’un bedevi krallarından da, halktan kopuk israf ve işret içinde yaşayan prenslerinden de halk zaten bezmiş, bıkmış. rejim zaten sallantıda!.

İran öyle mi; Kasr-ı Şirinden beri hiçbir niza’mızın, problemimizin olmadığı bir komşumuz ve elitist bir demokrasi ile yönetiliyor. Üç turlu seçim ile adayların en iyilerini seçerek meclisini oluşturuyor ve biz o rejime Molla rejimi diyoruz.

O mollalar her biri en az iki dil biliyor, üç üniversite bitirmiş, sarığının rengi nesebini, kat sayısı da ilmini anlatıyor, anlayana. Onlar Mezopotamya da ki terörün oraya dışarıdan sokulmuş bir suni virüs olduğunu çok iyi okuyorlar. Daha yüzyılı bile dolmamış, İsrail dâhil tüm devletlerin o çölde yok olacağını pek alâ biliyorlar. Sıfır dolar borçları olduğu gibi, Stok varlıkları da trilyon dolar. Globalistlerin iştahını kabartan bir hazine.

Filistin’de ki savaş sahnesi nerelere taşındı?, farkında mıyız?

Filim içinde filim var. Ne de olsa dünya Film endüstrisi adamların ellerinde, hani şehirlerde gezen hisseli harikalar kumpanyası vardı.

Bu da hisseli savaş kumpanyası.

Savaş çadırını istediği yere kuruyor.

Çözüm; bunların beslendiği damarları kurutmak.

Bizim şakirdler bakalım bu işi nasıl kavrayacak…

Yalçın Koçak

Paylaş:

Yorum Yaz