Konya Profesörleri

707
0
Paylaş:

Akademik camiada bilinen ama dillendirilmeyen bir kavramdır, Konya profesörleri.

Türkiye’nin üniversitelerinde ve dil konusunda eksik olan sözde akademisyenlerin tekeri patladı.

Bir bir toplanıyorlar. Bir soru; Tahribatları ne olacak?

Bunlar şimdi kapananların dışında tüm üniversitelerde varlar, YÖK’te de varlar, TÜBİTAK’da varlar, İç işlerinde, Dış İşlerinde varlar, Eğitim, Sağlık ve Adalet ve güvenlik yapılarımızı yapılarmızı adeta habis bir kanser gibi sarmışlar, yurt dışında varlar. Çalınmış KPSS sorularıyla sisteme sızanların ayıklanması, Sahte ve naylon jürilerle alınan akademik derecelerin geri alınması lazım, lazım da nasıl? Bir yerden başlayalım.

Dil imtihanını Konya’da ya da Bakırköy İES ecnebi kurumunda bitiren, halledenleri süratle dil imtihanına alalım, başarana bravo, kalana güle güle diyelim. Konya bazlı tüm akademik jüriler şaibelidir, neşteri vuralım. Bilinenlerden başla Yekta hoca; mesela Mehmet Ayan’la başla, Haluk Hadi Sümer’le devam et, Hüseyin Altaş ile başlamışsın galiba

Bu İES özel ecnebi kurumuna İçişlerinden kim faaliyet izini verdiyse, YÖK’ten kim imza koyup akredite ettiyse, içerideki müptezel de odur. Kripto’da odur, tahkik edelim, teşhir edelim. Yapılan yapanın yanına kar kalmasın.

Adamı YÖK Başkan vekilliğinden alıyorlar, tenzili rütbe yapıyorlar, yönetim kurulu üyeliğine razı oluyor, hep aynı davranış modeli “Mevzileri terk etmeyin” talimatına uyuyorlar.

Sen Prof. Yavuz Atar; Profesörlük jürinin objektif ve tarafsız olduğuna yemin edebilir misin? Kişiye göre oluşturulmuş Jüriden akademik sıfatını almadın mı?, Cemaatin Abant platformu üyesi değilmiydin?. İzmit-Kartepe’deki Anayasa toplantısı ile akademik diyet tamamlandı mı?, Şimdi cemaatçi değilm mi diyorsun?

Öbür yetim kuzuların Prof. İlyas Doğan ve Prof. Ömer Anayurt’ta seninle aynı davranışı ortaya koydular şahsiyetleri oluşmadığı için makam kaybettiler ama “Mevzileri terk etmediler”. Halef Selef olduğun Konya’lı Şaban Çalış’ın pislikleri saymakla, yazmakla bitmiyor. Dosyası bir türlü tezekkür etmiyor, her gün kabarıyor. Hukuk Profesörü kimliklerinizle Ankara İdare Mahkemelerinde ve Danıştay’da ki uzantılarınıza giderek YÖK ve paralel menfaat şebekesinin aleyhinde ki dosyaları nasıl geciktirdiğiniz anlaşıldı. Dosyaları tutukladınız şimdi zaman döndü, sap döndü. Yaptıklarınız Zulüm’dü, Mehdiniz size öğretmedi mi Küfür kıyamete kadardır, Zalimlik ise illa ki bitecekti, Türkçe’ye ve Türk’lüğe ihanet ettiniz. Balkanlarda Türkçe’nin akademik dil olarak yaygınlaşmasının önüne geçtiniz. Kendinizden başkasının oralarda olmasını engellediniz. Milli menfaatlerimizi okyanus ötesinin menfaatine peşkeş çektiniz

İnsan kendinde olmayan hasletleri ve değerini elbette bilemez. Muallimi Sabis sıfatlı İbn-i Sina Fazilet ve Ahlakın esaslarını anlatırken; İffet (namus), Şecaat (yiğitlik), Hikmet (bilgelik), Adalet, Cömertlik, Kanaat, Sabır, Kerem (asalet), Yumuşaklık, Yılmazlık, Sadakat, Vefa, Utanma, Ar, Haya, Ucup, Sır saklama, Sözünde durmak, Emanete ihanet etmemek, Hak yememek ve Tevazu ehli olmak değerlerini ortaya koyar: Mehdi hazeratınızın, Karılarınızın başını açın, İçki de için, Namazı da terk edin, Hak’ta yiyin benim hastalıklı beynimin ürettiği, diliminde gevelediği her türlü şatahat’a (İslam’a uymayan şeylere) evet deyin, kerametimden sayın tarzındaki davranış bozukluklarını ve küfrü görmeyen Profesör sıfatlarınla bunların istidraç gibi fasıklık ve sihre yakışan İslam dışılık olduğunu anlamayanların o cüpbeleri çıkarıp, o kadroları terk etmesi lazımdır, meslekden men edilip, akademik sıfatlarının geri alınması lazımdır. Sufli aidiyetlerle alınan, gelinen makamların, yani; tatlı yemenin acı sonuçları yüz yıl daha bizden sonrakilere örnek olmalıdır. İngiliz destekli Kadıyaniler haraketini görmezmisiniz, bilmezmisiniz. Ders çıkarmazmısınız, Allah sorar, MazAllah elim bir azap ve ateş küfre düşenleri beklemektedir.

Anadolu’nun manevi, dini iklimini bozdunuz ey Konya Profesörleri. Alevilerin Şiileştirildiği, Sünnilerin selefileştirildiği günümüze bizi okumuş taifemiz getirmiştir. Yarım hocalar bizi dinden etmiştir.

YÖK’te Paralelci yeni adıyla FETÖ/PDY terör örgütü kaynamaktadır. Yekta Başkan’ın bunlara en küçük bir yaptırımı olmamıştır, olamaz da?. Şu kalkışma sonrası kapatılan üniversitelerden hangisinin bölüm açma talebi veya kontenjan isteği geri çevrilmiştir cevabı, HİÇ’tir. Gazi ile Diyarbakır Dicle Üniversitesi Rektörlerini dönemleri bitmiş, yenilerinin seçimleri yapılmış; Devir teslim zamanında görevden almakla kimi kandırdın hoca, ……mış GİBİ’mi yaptın? Yoksa Kripto’luk sana da mı bulaştı? Yıldız rektörü İsmailide kişisel kininden listeye kattın değil mi hoca?? Aydın Menderesin Büyük Değişim Partisinde cemaat kontenjanından gelen bir akraban vardı sanırım hocam?

YÖK Başkanı Yekta Hoca’nın da profesörlüğü dünya ölçeğinde değildir, Avrupa Rotasyonsuz profesörlüklerin üstünü çizmektedir. Seni YÖK Başkanı sıfatı ile Avrupa Eğitim Alanından(EHEA) bir Üniversite kabul edecek mi de sen bu kalkışma konusunu anlatmaya gidecekmişsin, hangi dil de anlatacaksın, Mandal mı manüple edecek? sakallı haliyle mi?, Eşi başını kapatacak mı, açacak mı??

Şimdi son soru bunlar AB normlarında kalite isterler mi? Zihniyet bozuk, icraat bozuk. Öğrenciyi kalitelendirerek, eğitimi kalitelendirmek modeli, dünya da tek bizde kaldı. Neden hocalar Çapsız, Kitapsız. Dil bilmez LÂL’dirler de ondan. Bir an önce bu çapsız, tabsız, kabı bozuk taifeden kurtulalım, Obskürantizimden sıyrılalım.

Sapı silik adamlarla, Çapı delik Hocalarla nereye vardık?

Az gittik, Uz gittik. Hep geri gittik.

Müslümanlar; Siyaset için çalışırlar.

Münafıklar; Riyaset için çalışırlar.

Allah muhafaza etsin; Nedamet gösterin, tövbe kapısı her daim açıktır…

Paylaş:

Yorum Yaz