NECİP FAZIL İSTİSMARCILIĞI!

1060
0
Paylaş:

Bundan yıllar önceydi. Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul şubesinin bir toplantısına zamanın bakanı Egemen Bağış’ı çağırmışlardı. Belediye seçimleri öncesi olduğu için Bağış’ta koşarak gelmişti. Kürsüye çıkıp hamasi birkaç söz etti. Sözlerini de Necip Fazıl’ın birkaç dizesiyle süsledi.

Konuşma bitince söz alıp bakana şunları söyledim:

“Sayın Bakan, sözleriniz arasında Necip Fazıl’ın birkaç dizesini de okudunuz. Bana göre Necip Fazıl’ı istismar ediyorsunuz. Başbakan da aynısını yapıyor. Her konuşmanızda Üstadın mısralarını kullanıyorsunuz ama onun adına bir şey yapmaya gelince yapmıyorsunuz. Mesela neden ismini bir üniversiteye vermediniz? Neden adına bir enstitü açmadınız? Üstat diyorsunuz, Erbakan, Gül, Erdoğan’ın ismini üniversitelere veriyorsunuz ama sıra Üstada gelince hiçbir şey yok. Bu sebeple sizleri protesto ediyorum. Bu sözlerimi lütfen Başbakana da iletin. Arzumuz bir üniversitenin adı Necip Fazıl, birinin de Muhsin Yazıcıoğlu olmasıdır.”

O dönem Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul şube başkanı olan kişi hemen yerinden fırlayarak, “Selim kardeşimizin isteğini Yazarlar Birliği’nin resmi isteği olarak kabul ediyor ve teklifini destekliyorum.” Dedi.

Egemen Bağış ise bu teklifi Başbakan’a ileteceğini belirtti.

Gidiş o gidiş.

O gün bugündür bizim teklifimizi hatırlayan yok.

Star gazetesinin ödül törenini TV’de görünce hemen bu hadise aklıma geldi.

Maalesef bu ülkede İslam dini, Mustafa Kemal, Said Nursi gibi en çok istismar edilenler arasında Necip Fazıl’da büyük oranda hissesini almaya başladı.

İstismarcılar istismar ettiklerini güya savunuyorlarmış maskesi takarak öyle acımadan yok ediyorlar ki insanın bu manzara karşısında ister istemez, “Bunun en azılı düşman bile bunu yapamaz” diyesi geliyor.

Necip Fazıl ile ilgili istismarlar ölümünden bu yana hep yapılıyor. Yapanlar Necip Fazıl üzerinden kendilerine bir paye çiziyorlar. Necip Fazıl üzerinden kendilerini anlatmanın gayreti içine giriyorlar.

Bundan yıllar önce Eyüp’te Dil ve Edebiyat Derneği’nde bir Necip Fazıl toplantısı yapacağız, üstatla ilgili bir şeyler yapmayı düşünüyoruz” diye bir davetiye geldi. Bir şey yapılmayacağını bilmeme rağmen ne olup döndüğünü görmek için davete katıldım. Yüzden fazla kişi toplanmıştı. Anadolu’dan da gelenler vardı. Güya Necip Fazıl adına toplanmıştık ama gelenler neredeyse iki üç saat Necip Fazıl üzerinden kendilerini anlattı. Artık bıkkınlık verdiği noktada dayanamayıp mikrofonu istedim ve şunları söyledim:

“Arkadaşlar. Buraya Üstat ile ilgili bir şey yapabilir miyiz diye toplandık. Ama neredeyse üç saate yaklaştı herkes kendini anlatıyor. Tamam, herkes kıymetli olabilir ama toplantımızın maksadı bu değil ki? Buyurun bir arkadaşımız sekreterlik yapsın, kim Üstat ile ilgili maddi ve manevi neler yapabilir bunu tespit edelim ve işi icraata dökelim. Yıllardır hep lafını ediyoruz ama ortada icraat yok.”

Konuşmam ortamı germişti; Allahtan ki akşam namazı vakti girmişti. Namaza gitmek için izin istedim ve ayrıldım. O gün bugündür Üstat hakkında yapılan bir icraat yok.

Yine 15 yıl önce Yayın yönetmenliğini yaptığım bir dergi de üstadın ölüm yıldönümü dolayısıyla bir program yapmaya kalkmıştı. İstismar etmeyelim diye karşı çıkmama ve hiçbir katkıda bulunmayacağım dememe rağmen anma toplantısı yapıldı. Toplantıda kerhen bulundum ve çok kısa bir açılış konuşması yaparak meselenin istismar edilmemesi gerektiğini, yapılacaksa artık icraata geçilmesi gerektiğini söyledim.

“Ben dedim, sen dedin, o dedi” ama Üstat vefat edeli 25 seneyi buldu hala birkaç belediyenin adını birkaç sokağa veya binaya vermesinin dışında bir şey yapılmadı.

Fikirlerinin insanlara tanıtılması konusunda sistemli herhangi bir çalışma yapılmadı. Yapılanlar tamamen şahsi gayretlerle ortaya konulan cılız çalışmalar olmaktan öteye gidemedi.

Star gazetesi 2014 yılından beri “Necip Fazıl Ödülleri” ihdas etti ve her yıl görkemli törenlerle ödül dağıtıyor. Ama yaptığı gaflarla sosyal medyanın maskarası olmaktan öteye gidemedi. Star gazetesinin Necip Fazıl Ödülleri’ni ‘Üstad’a Saygı Gecesi’ başlığıyla duyurduğu sürmanşetinde Abdürrahim Karakoç’a ait “Ya İslam’la yükselir, ya inkârla çürürsün, bu yol mezarda bitmiyor, gittiğinde görürsün…” şeklindeki şiirin dizelerini Necip Fazıl Kısakürek’in imzasıyla vermesi tam bir komediydi. Necip Fazıl adına ödüller düzenleyen bir gazete sürmanşetinden slogan olarak kullandığı şiirin Üstada ait olup olmadığını bilmeyecek kadar cahil desem herhalde haksızlık etmiş olmam.

Bu cehalete en güzel cevabı Twitter hesabından Üstadın torunu Şeyma Kısakürek verdi:

”Üstada Saygı Gecesi’nin yanındaki ‘Ya İslam’la yükselir, ya inkarla çürürsün, bu yol mezarda bitmiyor, gittiğinde görürsün..’ sözünün bile Üstada ait olmadığını bilemeyecek kadar cahil, kopyacı, kaba ve ölçü/edep yoksunluğuna ne demeli?”

2015 yılı ödül töreninde de bu tür bir gaf yapılmış ve ”Bir namazım bir duam bir de eski seccadem. Hepsi hepsi bu kadar, işte benim sermayem” şiiri Necip Fazıl’ın diye ilan edilmişti.

Yukarıdan beri anlatılanların bütünü en iyimser değerlendirme ile bir Necip Fazıl istismarıdır. Onun adını kullanarak kendilerine paye kazandırmak isteyenlerin sergiledikleri kötü bir tiyatrodur.

Star gazetesi Necip Fazıl ödüllerini verirken herhalde onun fikirlerini de benimsediğini ilan etmiş oluyor? Peki, yıl içinde Necip Fazıl’ın fikirlerine uygun yayınlar yapmış mı? Onun fikir ve tefekkür dolu eserlerini okuyucusuyla buluşturmuş mu?

2015 yılı ödülleri dolayısıyla bir yazı kaleme alan Yahya Düzenli Star’ın yaptıklarını aynen şöyle değerlendirmişti:

“Üstat Necip Fazıl’ı sağlığında, ne yazık ki, bir türlü kabullenemeye” ve reddetmeyi ise âli menfaatleri bakımından faydalı bulmayan çeşitli zümreler, bilinçaltlarındaki ifrazatları Üstat âlem-i bekâ’ya intikal ettikten sonra değişik vesilelerle kusmuşlardı. Bugünlerde ise bir istismar ve menfaatlenme söz konusu. Niyet okumuyoruz; niyetlerin amellere bakarak okunacağı trajik bir olaya değinmek istiyoruz. Yeni Türkiye’nin Gazetesi Star, ‘Necip Fazıl Kısakürek’in mirasını yaşatmak’ amacıyla (!)  “STAR NECİP FAZIL ÖDÜLÜ VERİYOR”  başlığıyla duyurduğu haberde ‘nesillerin üstadı şair ve düşünce adamı Necip Fazıl Kısakürek adına edebiyat ödülü ihdas ediyor. Ödül için ilk jüri toplantısı dün Star Medya binasında gerçekleştirildi.’ diyor  ve adeta müşterileri ucuzluk kampanyasına çağırarak market rafına davet ediyor. Üstadın hâtırasına hakaret ancak böyle olabilir! Star Gazetesi’nin, Üstadın fikir ve sanat karakterine bağlı dost ve takipçilerinden hiç kimseyle istişarede bulunmaksızın, üstelik aileyi ve Büyük Doğu Yayınlarını dışarıda tutarak, alelacele işe girişmesi, yangından mal kaçırır gibi tuhaf ve açıkgözce yapılmış bir başlangıç…

Ve kamuoyu, ‘Bu Gazete, hangi fikir, hak ve ehliyetle böyle bir işe kalkışıyor.’ diyemeden Jüri açıklanıyor. Adeta kutsal bir konsül. Jüride kimler yok ki! (Rasim Özdenören, Beşir Ayvazoğlu, Osman Konuk,  Turan Karataş, Fatih Andı, Hicabi Kırlangıç, İbrahim Kiras) İçlerinde iyi niyetli olanlar bulunduğunu mahfuz tutarak söyleyelim ki, Üstat hakkında rezervli, mesafeli, O’nun henüz bir idol olduğundan hakkında konuşmanın erken olduğunu söyleyenlerden (Beşir Ayvazoğlu), Üstadın siyasi görüşlerini benimsemediğini yazılı bir mektupla kendisine bildiren Rasim Özdenören’e (20.5.1978), Üstat hakkında tek bir kelime yazmamış, konuşmamışlara kadar kimler yok ki! Birkaç gün yapılan bu ‘flaş flaş flaş’ yayına bazı payandalar da bulunuyor ve ‘Oooo Necip Fazıl Ödülü çok iyi olur, harika!’ cinsinden mikrofonlar da konuşturuluyor. Bir de bakıyoruz birkaç gün sonra ödüller açıklanıyor. Öyle bir tezgâh ki insanın beyni donuyor! Star gazetesi meydan muharebesi kazanmış muzaffer bir edayla ve sirkatin söyleyen  merd-i kıpti tarzı ile  ödülleri açıklıyor. Bu ödül tezgâhı ve ödüllerin verildiği isim ve eserleri görünce Üstadın hatırasına, fikrine, davasına yapılmış en büyük saygısızlıklardan biriyle karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz.”

2015 yılındaki törende, röportajları ve konuşmalarında Üstadı küçümseyen Rasim Özdenören’e ödül verilmişti de, Üstadın oğlu Mehmet Kısakürek buna adeta isyan edercesine şöyle cevap yazmıştı:

“İdeolocya Örgüsü Hitler’in Kavgam’ından daha tehlikelidir.” Diyen kişiye ödül verilmiş. Fikir fahişeliği üstünde bir ahlaksızlık tanımıyorum. Nedamet şöyle dursun, İdeolocya Örgüsü’nden bahisle Üstat sık sık faşist vurgusu yapan hıyanetinde ısrarcı adama Necip Fazıl ödülü!!! Rasim Özdenören, Necip Fazıl ödülü alırken hiç mi terlemeyeceksin?”

Fazla söze hacet var mı?

O günden beri değişen bir şey var mı?

Ödül verilen eserlerin ve sahiplerinin Üstadın fikrine, anlayışına, irfanına, davasına acaba ne derece sahip çıkıyor?

Üstat adına nasıl birer çalışma ortaya koymuşlar?

Verilen ödüller ve ödülleri alanlar Üstadın din, dil, tarih, fikir, sanat, şiir hassasiyetleri ve taviz vermez duruşuyla uyum sağlayabiliyor mu?

Üstadın fikirlerinin genç nesillere aktarılması için hangi gayretlerin içine girmişler?

Necip Fazıl ödülleri üzerinden tirajını artıran Star gazetesi yıl içerisinde Üstadın hangi fikrinin yayılması için bir şeyler yapmış?

Soruları çoğaltmak mümkün. Ama neticeye bakmak lazım.

Buyursun Star gazetesi gençler arasında bir araştırma yapsın bakalım gençler Necip Fazıl’ı ne kadar tanıyor?

Bunlar yapılmazsa ödül törenleri üzerinden kendilerine paye sağlayanlar Üstadın, “Lâfımın dostusunuz, çilemin yabancısı” sözünün muhatabı olmaktan kurtulabilirler mi?

Üstat adına söz söylemek bana düşmez demiyorum. Onun eserlerinin ve fikirlerinin takipçisi olmaya çalışan bir seveni olarak onun itibarsızlaştırılmaya çalışılmasına, istismar edilmesine isyan ediyorum.

Her yerde ismini ve şiirlerini istismar ederek ödül avcılığı yapanlara ise, “Bu aymazlığı bırakın. Yoksa öbür tarafta Üstadın elinden sizi ne gazeteniz, ne iktidarınız ne de makamınız kimse kurtaramaz. Haddinizi bilin.” Diye sesleniyorum.

 

Paylaş:

Yorum Yaz