Parlayan Yıldız

596
0
Paylaş:

Bölgesel ve küresel anlamda ortanın biraz üstündeki gelir grubu, Türkiye’ye meyledebilir. Çok yüksek oranda para barındıranların Türkiye’yi tercih etmesi ise daha farklı bir konu. Bunun için birçok müzakere mekanizmasının işletilmesi gerekiyor. Ayrıca küresel çeşitli kurum ve kuruluşların “yatırım yapılabilir” notlarıyla hareket eden büyük paralar var, bunlar operasyonel para. Bunların dışında, devletlerin kontrol edemediği küçük meblağlar var, finansal sistemin dışında, nakit olarak gezdirilen paralar. 5 milyon, 10 milyon dolar gibi… Evde ya da ofiste muhafaza ediliyor. Böyle bin tane 10 milyon dolar olduğunu düşünün… İnanılmaz büyük paralar… Dünyada böyle bir para var. Batı, gezinen bu paradan önemli ölçüde rahatsız. Sadece Batı değil, finansal sistemler de rahatsız. Finansla ilgilenen tüm yapılar, kayıt dışı, sistem dışı gezinen bu paradan rahatsızlar. Finans sisteminin içerisine girmediği için bu paradan nemalanamayan ciddi bir kitle var. Türkiye bu tür paralar için biçilmiş bir kaftan.

Libya’dan, Irak’tan, Suriye’den Türkiye’ye göç etmiş, yaklaşık 4-5 milyon insan var. Bunların yaklaşık 500-600 bini, iyi para sahibi. Bunların nakitlerinin Türkiye’ye geldiğini düşünün… Yavaş yavaş geliyor… Tedrici olarak diğerleri de gelecek… Türkiye, bu coğrafyanın parlayan bir yıldızı, bölgenin İsviçresi… Bir süredir, bu imaja zarar vermeye yönelik bir dizi eylem yapılıyor Türkiye’de. Bunların bir kısmı direkt bize yönelik eylemler, bir kısmı ise Türkiye’deki finansal akışı organize etmeye yönelik eylemler. Direkt bize yönelik olmayan eylemler, Türkiye’de tezgah açıp, akıştan nemalanmak isteyenlerin kendi aralarındaki kavgalardan doğuyor. Havalimanı saldırısı ise, direkt bize yapılan en önemli eylem. Dış hatlar CIP Geliş’e yapılan bu saldırıyla, işadamlarının hedef alınabileceği mesajı verilmek istendi. 15 Temmuz Girişimi’yle de istikrara nitelikli bir darbe yapıldı, Türkiye’nin artık güvenli bir ülke olmadığı, burada, her an her şey olabileceği düşüncesi zihinlerde güçlendirildi. Afrika’dan, Asya’dan ve Orta Doğu’dan gelip Türkiye’ye yerleşmek isteyen, ekonomik, sosyal, siyasi elitler ürkütüldü. 15 Temmuz’la Sayın Cumhurbaşkanı’na, Hükümet’e ve devlete yapılanlar, ayrı boyutlar…

Türkiye’ye en yakın finans merkezlerinden birisi Londra. Çevremizdeki bütün finansal varlıklara da en cazip gelen yer Londra. Buradan sökülecek paranın % 15’i Türkiye gelse… Bu, büyük bir rakam. Bunu kimse istemez. Almanya ve İsviçre de önemli finans merkezi. Bütün bunlar neticede bir konsorsiyum oluşturdular ve 15 Temmuz’u sahneye koydular. Birden çok fail var ama ana fail, beyin “İngilizler”. Olayın bir darbe boyutuna getirilmiş olması, finans merkezlerindeki paniğin büyüklüğünü ortaya koyuyor.

Hegemonlar’ın ellerinde hem kadim bilgi hem de yüksek teknoloji var. Finansa hâkimler ve ellerinde mühim miktarda para var.

Küresel sistemdeki egemen unsurlar, bağımsız hareket emek isteyenlerden hoşlanmaz, bu yöndeki girişimleri de kendilerine karşı bir “isyan” olarak değerlendirir. Bağımsızlık yanlısı yönetimleri devirmek, onlara göre, küresel barışı bozan isyancıları bastırmaktır!

Paylaş:

Yorum Yaz