Rektörlük Manifestosu

530
0
Paylaş:

Köyünden gelmiş şehre, ne bir tiyatro, ne sinema, ne stat, ne bir eğlence görmüş. Ne sevda bilir, ne sevgi. Kurslarda, burslarla okutulmuş, profesör edilmiş, şimdi de rektör ediyoruz, ne bekliyoruz?

  “Bir altın nesil” diye yetiştirilen, lokmamızdan keserek yetiştirdiğimiz sarı renkli tenekeler ortada, diğerleri çok mu farklı sanki?

İlim ya zenginliğin himayesinde, ya da devletin terekesinde gelişir. Bizim yarım alimler devleti de ele geçirip dünyalık sevdasındadırlar, oysa Mevla “zenginliği istediğime, ilmi isteyene veririm” buyurur. İnançlı, inançsızlık çok kötü bir şeydir, adamı eksensiz yapar, rahlesiz, kıblesiz yapar.

Şimdi Allameler 19 üniversiteye rektör adayı olacaklar, kıstaslarını, gradasyonlarını, manifestolarını bilebilsek, hünerlerini görebilsek, çoluk çocuğumuza, istikbalimize ne verecekler bir bilebilsek, ama ne gezer, sistem kadük, yapanlar mı hem güdük, hem hödük.

Çağ dışı kalmış, 30 üniversitelik 2547´i ile 170 üniversiteyi yönetiyorsunuz, 30 milyonluk bir ülkenin kanunu ve anayasası 80 milyonluk ülkeye dar geliyor, dar geliyor kardaşım, feryadımı anlamıyor musunuz.

Dünya rektörlük için profesör olma şartını getirmiyor, üniversiteyi yönetecek, bir işletme gibi çekip çevirecek, bilançosuna aktif değerler katacak bir işletmeci arıyor. Akademik tarafını yine akademisyenler yönetiyor ama diğer tarafı işletmeciler götürüyor.

Öğrenci devletten, bütçe-tahsisat devletten, akademik dokunulmazlık var. Tam maaş, yarım mesai, her yıl aynı ders aynı konu (teyp kaseti gibi), yeni literatür yok, yeni makale, yeni kitap, yeni bir konu, inovasyon yok.

Performansa dayalı olmayıp, ahbap-çavuş ilişkisinde maaş ve yurt dışı seyahat imkanları, peşkeş kadrolar, hatırlı ve yanlı jürilerle verilen akademik unvanlar ve titrler, sonuç Üniversite Ranking ilk 500 de yokuz.

Biz dünyanın 17. Ekonomisi değil miyiz?

Bu bölgenin hâkim ve etkin güç merkezi değil miyiz?

Benim başarı boyumu kısaltan, cüceleştiren bu allamelere dua mı edelim, buyurun birlikte karar verelim.

Ben bir eğitim gönüllüsü olarak 1974 yılında elim ilk para tuttuğu günde rahmetli Ahmet Aydın Bolak vasıtası ile tanıştım eğitim camiasının burs veren tarafıyla, o gün bu gün Sakarya Üniversitesi Vakfı ve Avrasya Bir Vakfı bünyesinde de devam eder bu çalışmalarımız. Balkan University ile de Avrupa Kıtasına taşımışız zihniyetimizi.

Bu gün bir ilimizin üniversitesine Rektör adayı olsaydım, ya da seçecek konumda bulunsaydım, çıtayı nereye koyarak, bakardım neler yapabilirdim.

– Mali durumum müsaittir. Maaş istemiyorum, araç, şoför, koruma ve çaycı kadrolarına ihtiyacım yoktur derdim.

– Üniversitemizin bütçesi; Dört yıllık bir planlama ile 5. Yıl sıfır lira devlet katkısı olacak şekilde bir planı üniversite senatosundan geçirerek bilgilerinize sunardım. Yönettiğim üniversite ile Teknopark, İnovasyon Merkezi ve Kuluçka Merkezi, “geliştireceğimiz işe yarar patentlerin uluslararası getirileri ile kendi hâsılasını temin edecek şekilde programlanacaktır” derdim.

– Bu 5 yıllık planlanan dönemde, bütçe noksanı rakamlar tarafımızdan karşılanacaktır ve üniversitemiz uluslararası bilim dünyasında adını ve şanını duyuracak uluslararasılaşma gradasyonuna sahip kılınacaktır. 5. Yıl ikinci döneminde University Ranking´in ilk 1000´ine namzet 2000 Üniversitenin içinde olmayı hedeflerdim.

– Hükümetin 5463 sayı ile yasalaştırdığı “Lizbon Sözleşmesi” hükümlerine göre dünya üniversiteleri ile kurulacak işbirlikleri ile ortak programlar ve ortak akıllarla ticari ortaklıklara yönelik projelerle bütçe artışı sağlardım.

– Üniversitedeki tüm öğretim elemanlarına pedagojik formasyon eğitimi aldırırdım.

– Akademisyenler full time maaş, part time hocalık vebalinden kurtarılarak, çoluk çocuğuna haram yedirmesini engeller, Akademik Performans değerlendirmeleri yaptırırdım.

– O Üniversitede ne FETÖ´cü ne APO´cu ne de gölgeleri barındırmazdım.

Bütün bunlar için mevzuat mazereti kullanılmayacaktır.

Başaracağız ve o şehrin ekonomisini de katlayacağız.

Kim bunların altına imza atıyorsa, rektörlüğü hayırlı olsun.

Paylaş:

Yorum Yaz